İngilizce Emir Cümleleri-Imperatives

İngilizce'de emir yapısı Simple Present Tense ile kurulur ve sadece karşıdakine verilir. Bu da “sen ve siz” (you) olmak üzere iki kişidir. Bir kişiden bir şey yapmasını veya bir şeyi yapmamasını isterken "emir cümlelerini" kullanırız. İngilizce'de fiiller yalın halleriyle emir cümlelerini oluştururlar. Sadece karşımızdaki kişi veya kişilere karşı kullanabildiğimiz bu cümleler vasıtasıyla ricalarımızı da iletebiliriz. Olumsuz emir cümlelerinde ise fiilden önce "don't" kullanılır.

Bir fiilin mastar hali to ile başlarken emir cümlesindeki halinde to ekini kaldırırız – to run > run

Birisine bir şeyi yapmasını aşağıdaki şekilde söyleriz:

Do your job!

İşini yap!

Help me!

Bana yardım et!

Come in!

İçeri gir!

Listen to me!

Beni dinle!

Don’t speak loudly.

Yüksek sesle konuşma.

Birisine bir şeyi yapmamasını aşağıdaki şekilde söyleriz:

Don't touch! It's hot.

Dokunma! O sıcak.

Don't worry. Everything is fine.

Endişelenme. Her şey yolunda.

Don't wait for me! I have some more work to complete.

Beni bekleme! Tamamlayacak biraz daha işim var.

Don't come home too late!

Eve çok geç gelme!

 

Daha kibar olmak için lütfen, "please" kelimesini kullanırız.

Hurry up, please! We're late.

Lütfen acele et! Geç kaldık.

Come here, please.

Lütfen buraya gel!

Don't speak too fast, please!

Lütfen çok hızlı konuşma!

Please wait a moment!

Lütfen bir dakika bekle!

 

Kullanım yerleri:

Talimat verirken;

Turn right at the corner!

Köşeden sağa dön!

Put some sugar in it.

İçine biraz şeker koy.

Take two tablets with a glass of water.

Suyla beraber iki tablet al.

Put it on the table.

Onu masaya koy.

Open the window

Pencereyi aç.

Look at me!

Bana bak

 

Uyarıda bulunurken;

Look there! There's a car coming.

Oraya bak! Araba geliyor.

Be careful! The box is too heavy.

Dikkatli ol! Kutu çok ağır.

Get out.

Defol!

Shut up!

Kapa çeneni!

Watch out, there is a car coming.

Dikkat et, bir araba geliyor.

 

Tavsiyede bulunurken;

Have a rest! You look tired.

Dinlen! Yorgun görünüyorsun.

Don’t miss the bus. The next one is after an hour.

Otobüsü kaçırma. Bir sonraki bir saat sonra.

Be careful the road is very slippery.

Dikkatli ol, yol çok kaygan.

 

Teklifte bulunurken;

Have another tea!

Bir çay daha al.

Hold on the line.

Hatta kalınız.

 

Bir şey dilerken;

Have a nice travel!

İyi yolculuklar!

Have a nice day.

İyi günler !

Take care.

Kendine iyi bak.

 

"Olur mu?" kullanımları:

Olumsuz cümlenin arkasına "will you?" getirilmesi ile oluşturulur.

Don't make noise, will you?

Gürültü yapma, olur mu?

Don't shout at the children, will you?

Çocuklara bağırma, olur mu?

 

Olumlu cümlelerdeki bu rica kullanımında "olur mu?" için, "can/could you" tercih edilebilir.

Help me, can you?

Bana yardım et, olur mu?

Find her, could you?

Onu bul, olur mu?