REPORTED SPEECH (INDIRECT SPEECH) DOLAYLI ANLATIM

 

Indirect speech (dolaylı anlatım), birinin söylediği sözü bir başkasına aktarmak demektir.Dolaylı anlatımda aktarılan cümle, aslında bir noun clause biçimindedir ve noun clause için geçerli olan kurallar, (kullanılan ifadenin soru ya da düz cümle olması, asıl fiil past olduğunda noun clause'da kullanılan tense'lerin bir derece past yapılması gibi) dolaylı anlatım için de geçerlidir. Dolaylı anlatımın noun clause'lardan farkı, cümlede daima bir fiilin nesnesi durumunda olması, (bir noun clause gibi, cümlede hem özne hem de nesne konumunda yer alamaz) ve birinin söylediği bir sözü bir başkasına aktarmasıdır. Birinin söylediği sözü iki şekilde aktarabiliriz: dolaysız (direct) ve dolaylı (indirect/reported). 

Direkt anlatım (direct speech), kişinin ağzından çıkan ifadeyi aynen aktarmaktır. Söz iki tırnak arasında yer alır ve "She said, she asked,aktarılan sözden önce ya da sonra yer alabilir.

 

 

He said, "I don't like horror films."

 

Korku filmlerinden hoşlanmadığını söyledi.

"I don't like horror Sims," he said.

He asked, "Do you like horror films?'

Korku filmlerinden hoşlanıyor musun?diye sordu

"Do you like horror films?' he asked.

 

Dolaylı anlatını (indirect/reported speech), kişinin ağzından çıkan ifadeyi aktarırken bazı değişiklikler yapmayı gerektirir.

 

George said (that) he didn't like horror films.

George korku filmlerinden  hoşlanmadığını söyledi.

George asked me if/whether I liked horror films.

George korku filmlerinden hoşlanıp hoşlanmadığı mı sordu.

 

Dolaylı anlatımı, aktarılan cümlelerin yapısı açısından şu üç grupta inceleyebiliriz:

1. Reporting Statements    : İfadelerin Dolaylı Anlatımı

2. Reporting Questions       : Soruların Dolaylı Anlatımı

3. Reporting Imperatives     : Emir Cümlelerinin Dolaylı Anlatımı

 

 

REPORTING STATEMENTS -İfadelerin Dolaylı Anlatımı

 

Düz cümleleri aktarırken en çok kullanılan aktarma sözü "teli' ve "say dir. "Teli" den sonra mutlaka sözün kime söylendiğini belirtmemiz gerekir. He has told me..., I will tell him...We told them..., etc. "Say" den sonra hemen cümle gelir. He said (that) ..., I will say (that) ..., etc. "Say den sonra bir zamir kullanmak istersek, "He said to me, She said to us, etc." gibi, zamirden önce "to" kullanmak zorundayız. Ancak "say in bu kullanımı, Indirect Speech'de pek yaygın değildir.

 

Eğer aktarma sözü, "She always tells us, She has just told me, She will tell us" gibi Simple

Present, Present Perfect ve Simple Future ise, aktarılan cümlenin tense'inde bir değişiklik yapılmaz. Sadece gerekli zamir değişiklikleri yapılır.

 

Paul: I am not so keen to see this film.

Paul: Bu filmi görmek için o kadar istekli değilim

Paul says (that) he Is not so keen to see that film.

Paul bu filmi görmeye o kadar istekli olmadığını söylüyor.

Paul has told us (that) he Is not so keen to see that film.

Paul bize bu filmi görmeye o kadar istekli olmadığını söyledi.

Paul will tell you (that) he Is not so keen to see that film.

Paul sana bu filmi görmeye o kadar istekli olmadığını söyleyecek.

 

Eğer aktarma sözü Simple Past ya da Past Perfect ise (/ told him, he had told us, etc.), zamir değişikliklerinin yanı sıra, tense ve zaman zarflarında da değişiklik yapılır. Direct cümlenin

zamirlerini değiştirirken, sözü kimin söylediğini ve bu sözü kimin kime aktardığını dikkate almalıyız.

 

 

Ayşe: I will help you tomorrow.

Ayşe  : Sana yarın yardım edeceğim.

Ayşe told me (that) she would help me the following day.

Ayşe bana yarın bana yardım edeceğini söyledi.

Ayşe told her sisters (that) she would help them the following day.

Ayşe kız kardeşlerine ertesi gün onlara yardım edeceğini söyledi.

Ayşe told her brother (that) she would help him the following day.

Ayşe erkek kardeşine ertesi gün ona yardım edeceğini söyledi.

 

 

DOLAYLI ANLATIMDA ZAMANLARIN DEĞİŞİMİ

Simple Present

Simple Past

"I never get up late," he said.

He said (that) he never got up late.

Present Continuous

Past Continuous

"I'm working on my thesis," he said.

He said (that) he was working on his thesis.

Present Perfect

Past Perfect

"I've applied for a job," he said.

He said (that) he had applied for a job.

Present Perfect Continuous

Past Perfect Continuous

"I've been working for two hours," he said.

 He said (that) he had been working for two hours.

Simple Past

Past Perfect

"I stayed at home last night," he said.

He said (that) he had stayed at home the previous night.

Past Continuous

Past Perfect Continuous

"I was working in Ankara last year," he said.

He said that he had been working in Ankara the previous year.

am/is/are going to

was/were going to

shall/will

should/would

should/would

should/would

can

could/would be able to

could

could

must , have to

had to

must, have to (future necessity)

must/had to/would have to

must (deduction)

must

don't have to

didn't have to

mustn't

wasn't, weren't to do/mustn't

should/ought to/had better

should/ought to/had better

may

might

might

might

used to

used to

 

Direct cümledeki "I/We shall', indirect cümlede "He/She/They would" olur. Ancak indirect cümlede özne "I/We" olarak kalıyorsa "I/We should/would" kullanılır.

 

"I shall meet my friends tomorrow."

All told me (that) he would meet his friends the following day.

‘’Yarın arkadaşlarımla görüşeceğim’’.

Herkes onun bana yarın arkadaşlarıyla görüşeceğini söyledi.

"I shall meet my friends tomorrow."

I  told my mother (that) I should/would meet my friends the following day.

‘’Yarın arkadaşlarımla görüşeceğim’’.

Anneme ertesi gün arkadaşlarımla görüşeceğimi söyledim.

 

Direct cümledeki would, would rather, would prefer, would like, would hate gibi yapılar,indirect cümleye aynen aktarılır.                                                                                                                                                          

"I would rather stay home than go out today."

My mother said that she would rather stay home than go out that day.

‘’Dişarı çıkmaktan ziyade evde kalmayı tercih edeceğim.’’

Annem dışarı çıkmaktansa evde kalacağını söyledi.

"I would like to invite you to dinner one evening."

I told my friend that I would like to invite him to dinner one evening.

‘’Bir akşam yemeği için seni davet etmek istiyorum.’’

Arkadaşıma onu bir akşam yemeğe davet edebileceğimi söyledim.

 

Type-1 If clause, indirect cümleye bir derece past yapılarak aktarılır, type-2 ve type-3 ise aynen aktarılır.

 

"We will spend the day out if it is nice tomorrow."

She said that they would spend the day out if it was nice the following day.

Yarın hava güzel olursa dişarda vakit geçireceğiz.

Eğer yarın hava güzel olursa dışarda vakit geçireceğini söyledi.

"I would do the same if I were you."

She told me that she would do the same if she were me.

‘’Senin yerinde olsaydım bende aynısını yapardım’’

Eğer benim yerimde olsaydı aynısını yapacağını söyledi.

"I wouldn't have behaved like that if I had been in your position."

She said that she wouldn't have behaved like that if she had been in my position.

Eğer senin pozisyonunda olsaydım böyle davranmazdım.

Benim posizyonumda olsaydı böyle davranmayacağını söyledi.

 

Must ve have to, present bir anlam taşıyorsa had to biçimine dönüşür.

"I must/have to get up very early on weekdays."

She said that she had to get up very early on weekdays.

‘’Hafta içi çok erkenden kalkmalıyım.’’

Hafta içi çok erken kalkması gerektiğini söyledi.

 

Must ve have to (will have to) future bir anlam taşıyorsa genellikle would have to biçimine dönüştürülür. Ancak sözün aktarıldığı sırada direct cümledeki gelecek zaman kavramı artık geçmiş durumda ise would have to yerine had to da kullanılabilir. Future bir anlam taşıyan must indirect cümleye değiştirilmeden de aktarılabilir.

 

"I must/have to/will have to get up very early tomorrow."

Last week, Sue left the party early, because she said she must/had to/would have to get up very early the following day.

Yarın çok erken kalkmalıyım.

Geçen hafta Sue partiyi erkenden terketti. Çünkü ertesi gün çok erken kalkması gerektiğini söyledi.

"I must/have to/will have to study harder next year."(spoken in 2004)

Gelecek sene için daha fazla çalışmam gerekiyor.

She said that she must/would have to study harder next year, (reported in 2004)

Gelecek sene için daha fazla çalışması gerektiğini söyledi.

 

Tahmin bildirirken kullandığımız must, indirect cümleye aynen aktarılır.

He must be stupid to refuse their offer.

She said that he must be stupid to refuse their offer.

‘Onların teklifini reddetmesi için aptal olması gerekli.

Onların teklifini reddetmesi için aptal olması gerektiğini söyledi.

 

 

Zaman bağlaçlarının bulunduğu cümlelerde. Past Tense ve Past Continuous Tense normalde indirect cümleye aynen aktarılır. Ancak, Past Tense'i Past Perfect Tense biçiminde de aktarabiliriz.

"I was studying English when you phoned me."

She told me that she was studying English when I phoned/had phoned her.

Senin aradığında ingilizce çalışıyordum.

Onu aradığımda ingilizce çalıştığını söyledi.

"I saw an old friend of mine while I was driving home yesterday."

He said he saw an old friend of his while he was driving home the day before.

Dün eve gidiyorken eski bir arkadaşımı gördüm.

Geçen gün eve giderken eski bir arkadaşını gördüğünü söyledi.

 

Doğa kanunları, sürekli geçerliliği olan genel doğrular ve kurallar aktarılırken tense değişikliği yapılmaz.

 

"The earth revolves round the sun."

The teacher explained to his students that the earth revolves round the sun.

Dünya güneşin edrafında döner.

Öğretmen öğrencilerine dünyanın güneşin edrafında döndüğünü açıkladı.

DOLAYLI ANLATIMDA ZAMAN VE MEKAN İFADELERİ

DİREK ANLATIM

DOLAYLI ANLATIM

today

That day

tonight

That night

yesterday

the day before/the previous day

the day before yesterday

two days before/earlier

last week/month/year/night

The previous week/month (the week before

yesterday morning/afternoon/evening

the previous morning/alternoon/evening

a year/month/week ago

a year/month /week before, the previous year/month/week

two years/months/weeks ago

two years/months/weeks before/earlier

tomorrow

the next day/the following day

the day after tomorrow

in two days' time

next week/month/year

the following week/month/year

now

then/immediately

 

"I'll phone you tomorrow," he said to me.

He told me that he would phone me the next day/the following day.

Bana yarın seni arayacağını söyledi.

Ertesi gün beni arayağını söyledi.

"I'm going to visit my relatives today," she said.

She said she was going to visit her relatives that day.

Bugün yakınlarımı ziyaret edeceğim’.

O gün yakınlarını ziyaret edeceğini söyledi.

"He left home halfan hour ago," his mother said to me.

His mother told me he had left home halfan hour before.

Evden yarım saat önce çıktı.

Annesi bana evden yarım saat önce çıktığını söyledi

He said, "I'm leaving Istanbul the day after tomorrow

" He said he was leaving Istanbul in two days' time.

Yarın istanbuldan ayrılacağini söyledi.

2 gün içinde istanbuldan ayrılacağını söyledi.

 

Zaman zarflanndaki bu değişme her zaman aynı olmayabilir. Sözün aktarıldığı zamanı da dikkate almamız gerekir. Örneğin sözün söylendiği gün ile aktarıldığı gün aynı ise "today değişmez.

 

"I may come home late today."

 

Sue told me this morning that she might come home late today.

Bugün eve biraz geç gelebilirim

 

Sua bana bu sabah eve bugün geç gelebileceğini söyledi.

On Saturday Sue said, "I'm starting my new job the day after tomorrow"

Cumartesi günü Sue yarından sonra yeni bir işe başlayacağını söyledi.

(Eğer bu sözü Cumartesi günü aktarıyorsak)

Sue told me that she was starting her new job in two days' time.

Sue bana 2 gün içinde yeni bir işe başlayacağını söyledi.

(Pazar günü aktarıyorsak)

Sue told me that she was starting her new job tomorrow.

Sue bana yarın yeni bir işe başlayacağını söyledi.

(Pazartesi günü aktarıyorsak)

Sue told me that she was starting her new job today.

Sue bana bugün yeni  bir işe başlayacağını söyledi.

 

Direct cümledeki this/these, indirect cümleye genellikle that/those ya da the biçiminde aktarılır. Here ise there biçiminde ifade edilir.

c) Say and tell

Direct cümleyi aktarırken, "say", cümlenin başında ya da sonunda yer alabilir. Bu durumda cümle devrik olabilir.

 

Sue said, "I didn't like the film."

Sue dedi ki ‘’Filmden hoşlanmadım’’

"I didn't like the film," Sue said.

‘’Filmden hoşlanmadım’’ Sue Dedi.

"I didn't like the film," said Sue.

‘’Filmden hoşlanmadım’’ Dedi Sue.

 

 

Say'den sonra sözün kime söylendiğini belirtmek istersek say + to kullanılır ve bu kullanım, direct speech'te sadece cümlenin sonunda yer alabilir. Cümlenin başına gelmez ve devrik yapamayız.

"I didn't like the film," Sue said to me.

Sue bana filmden hoşlanmadığını söyledi.

 

Direct cümleyi aktarırken "tell" de kullanabiliriz. Ancak "teli" den sonra sözün kime söylendiğini belirtmemiz gerekir ve teli, cümlenin sonunda yer alabilir.

"I didn't like the film," Sue told me.

"I didn't like the film," Sue told me.

Sue bana filmden hoşlanmadığını söyledi.

 

Tell lies, tell stories ve tell the truth ifadelerinde, sözün kime söylendiğini belirtmek zorunlu değildir.

She told (me) lies.

Yalan söyledi.

Grandma told (the children) stories.

Büyükannem masallar anlattı.

Will you tell (me) the truth?

Doğruyu söyleyecek misin?

 

Indirect cümleyi aktarırken "say" ya da "tell + object" cümlenin başında kullanılır. "Say + to + object" kullanımı da mümkündür ancak çok yaygın değildir.

Sue said (to me that) she hadn't liked the film.

Sue bana filmden hoşlanmadığını söylemişti.

Sue told me (that) she hadn't liked the film.

Sue bana filmden hoşlanmadığını söylemişti.

 

"Tell someone about something/about doing something", bir konuda bir şeyler anlatmakanlamındadır. "Say bu şekilde kullanılmaz.

He told me about his trip to Alanya.

Bana  Alanya’ya yaptığı geziyi anlattı..

He told us about travelling around Turkey.

Bize Türkiye çevresindeki seyahatlarını anlattı.

Cümleleri aktarırken "tell" ve "say" in yanı sıra başka fuller de kullanabiliriz. Bu fiiller cümleyi, yakınma, itiraz, gözlem vb. gibi anlamlan da ilave ederek aktarmamızı sağlar. Bu şekilde yaygın olarak kullanılan fiiller şunlardır:

add

eklemek

boast

Övünmek

admit

İtiraf etmek

complain

Yakınmak

announce

duyurmak

grumble

söylenmek

announce

bildirmek

inform

Bilgi vermek

argue

tartışmak

murmur

mırıldanmak

assure

Temin etmek

deny *

İnkar etmek

object

Karşı çıkmak

remind

hatırlatmak

observe

gözlemek

reply

Yanıtlamak

point out

İşaret etmek

scream

haykırmak

promise

Söz vermek

shout

Bağırmak

protest

İddaa etmek

whisper

Fısıldamak

remark

belirtmek

yell

seslenmek

 

* Deny fiilinden sonra gelen cümle olumsuz olamaz. Ancak direct cümle olumsuzdur.

"I didn't steal the money."

Parayı çalmadım.

He denied that he had stolen the money.

Parayı çaldığını inkar etti.

 

 

"I can't finish all this work by lunchtime."

Bütün bu işi öğle yemeğine kadar bitiremem.

She protested that she couldn't finish all the work by lunchtime.

Butün bu işi öğle yemeğine kadar bitiremeyeceğini idda etti.

 

"We will get married as soon as school is over."

Okul biter bitmez evleneceğiz.

They announced that they would get married as soon as school was over.

Okul biter bitmez evleneceklerini açıkladılar.

 

"You will really feel comfortable at that hotel."

Otelde gerçekten rahat hissedeceksin.

The travel agent assured us that we would really feel comfortable at that hotel.

Seyahat acentesi bize otelde gerçekten rahat hissedeceğimizin güvencesini verdi.

 

"I'm beginning to get bored here."

Sıkılmaya başlıyorum burada.

Sue whispered that she was beginning to get bored there.

Sue sıkılmaya başladığını fısıldadı.

 

 

REPORTING QUESTIONS- SORULARIN DOLAYLI ANLATIMI

Soru cumlelerini aktarırken tense, yer ve zaman zarflarına iliskin değisiklikler icin, düz cümleleri aktarırken kullanılan kurallar gecerlidir. Ancak, soru cumlelerini aktarırken "say" ve"teli" yerine, ask. Inquire, wonder, want to learn, want to know gibi fuller kullanılır. Bu fiillerden ask, nesne alabilir. Diğerleri almaz.

"Why didn't you come to the party?"

Partiye neden gelmedin?

She asked (me) why I hadn't come (gone) to the party.

Partiye neden gelmediğimi sordu.

She Inquired/wondered/wanted to know why I hadn't come (gone) to the party.

Partiye neden gelmediğimi sordu/merak etti/bilmek istedi.

 

 

Soru sozcuğuyle baslayan sorulan aktarırken, aktarma sozunden sonra soru sozcuğu gelir ve soru cumlesi duz cumle bicimine donusturulur.

"Why are you leaving so early today?"

My mother asked me why I was leaving so early that day.

‘’Neden erkenden ayrılıyorsun bugün?

Annem bugün neden erkenden  ayrıldığımı sordu.

"What time is it?"

A child in the street asked me what time It was.

‘’Saat kaç?

Sokaktaki bir çocuk bana saatin kaç olduğunu sordu.

 

Yardımcı fiille baslayan sorulan aktanrken, aktarma sozunden sonra If ya da whether kullanılır ve soru cumlesi duz cumle bicimine donusturulur.

"Are you coming with us?"

She asked me if/whether I was coming (going) with them.

Bizimle mi geliyorsun_?

Bana onlarla gelip gelmediği mi sordu.

"Can you speak English?"

A tourist stopped me in the street and asked if/whether I could speak English.

İngilizce konuşabiliyor musun?

Sokakta bir turist beni durdurup İngilizce konuşup konuşamadığı mı sordu.

Eğer temel cumlenin fiili, Simple Present, Present Perfect ya da Future Tense ise soru cumlesinin tense'i aynı kalır. Sadece gerekli zamir değisiklikleri yapılır.

 

"Are you coming with us?"

She is asking me if/whether I'm coming (going) with them.

Bizimle mi geliyorsun?

Bana onlarla gelip gelmediği mi sordu.

Why did you refuse my offer?"

He has asked me twice so far why I refused his offer.

Teklifimi neden geri çevirdin?

Şimdiye kadar iki kez bana teklifini neden reddettiğimi sordu.

 

 

REPORTING IMPERATIVES - EMİR CÜMLELERİNİN DOLAYLI ANLATIMI

 

Emir cumlelerini aktarırken, tell, order, command, ask gibi fiiller, emrin kime verildiğini gosteren bir zamir ile birlikte kullanılırlar. He told me, I asked him (rica etmek, istemek anlamında). They ordered me, etc. "Say" fiilinin, bu sekilde emir cumlesi aktarırken kullanılması cok enderdir. Olumlu emir cumleleri to + verb Infinitive, olumsuz emir cumleleri not to + verb Infinitive biciminde aktarılır.

"Study your lessons regularly," the teacher said to us.

Derslerinize  düzenli olarak çalışın dedi öğretmen.

The teacher told us to study our lessons regularly.

Öğretmen bize derslerimize düzenli olarak çalışmamızı söyledi.

 

Dont try to cheat during the exam," she said to us.

‘’Sınav sırasında hile yapmamaızı söyledi.

She told us not to try to cheat during the exam.

Bize sınav sırasında hile yapmamamızı söyledi.

 

Eğer bir cumle emir cumlesi biciminde baslayıp devamında bir baska cumle (clause) alıyorsa, o cumlenin tense'ini bir derece past yapmamız gerekir. (Temel cumlenin yuklemi present ya da

future ise tense değisikliğinin yapılmadığım hatırlayınız.)

"Study regularly if you want to pass the exam."

Sınavı geçmek istiyorsan düzenli çalış.

The teacher told us to study regularly if we wanted to pass the exam.

Öğretmen bize sınavı geçmek istiyorsak sınava düzenli olarak çalışmamızı söyledi.

 

Dont unfasten your seatbelts until after the plane has fully landed."

Uçak tam olarak yere inene kadar kemerlerinizi çözmeyiniz.

The air-hostess told the passengers not to unfasten their seatbelts until after the plane had fulty landed.

Uçak hostesi yolculara uçak yere tam olarak inene kadar kemerlerini çözmemelerini söyledi.

 

Emir cumlesi biciminde kurulan cumleler bazen uyan, oğut, tesvik etme, oneri vb. gibi anlamlar ifade edebilirler. Bu durumda bu cumleleri, cumlenin ifade ettiği anlama gore advise, encourage, warn, beg, implore, forbid, recommend, remind, request, urge, etc. gibi fiillerle de aktarabiliriz.

 

Don't play with matches.

I warned my son not to play with matches.

Kibritle oynama!

Oğlumu kibritle oymaması konusunda uyardım.

"Speak slowly and clearly if you don't want to be misunderstood."

She advised me to speak slowly and clearly if I didn't want to be misunderstood.

Eğer yanlış anlaşılmak istemiyorsan yavaş ve anlaşılır biçimde konuş.

Bana yanlış anlaşılmak istemiyorsam yavaş ve anlaşılır biçimde konuşmamı tavsiye etti.

"Don't use my car again."

My father ordered me not to use his car again,

My father forbade me to use his car again.

Arabamı bir daha kullanma. 

Babam bana arabasını tekrar kullanmamamı buyurdu.

Babam arabasını tekrar kullanmamı yasakladı.

"Try once more."

My friends encouraged me to try once more.

‘’Bir kez daha deneyin.’’

Arkadaşlarım beni bir kez daha denemeye teşvik ettiler.

"Don't hit the children."

His wife begged/implored him not to hit the children.

Çocuklara vurma.

Karısı çocuklara vurmaması için yalvardı.

"Help me, please, with this heavy suitcase."

An old lady asked/requested me to help her with the heavy suitcase.

Lütfen bu ağır bavur için yardım edin.

Yaşlı bir kadın ağır bavulu için yardım etmemi istedi.

 

 

 

 

REPORTED SPEECH (MIXED TYPES) KARIŞIK DOLAYLI ANLATIM ÖRNEKLERİ

Aktaracağımız ifadeler bazen arka arkaya iki cumle, iki soru, iki emir cumlesi ya da bir soru + bir duz cumle, bir soru + bir emir cumlesi vb. gibi karısık olarak bir arada bulunabilir. Bu durumda, her bir ifadeyi kendine ozgu fiillerle aktarabiliriz. Yani duz cumleler icin teli, say, remark, explain,etc., soru cumleleri icin ask, want to know, inquire, wonder, etc.; emir cumleleri icin ise ask, tell, order, etc. gibi fiiller kullanabiliriz.

 

a)      iFADE + İFADE                                                                                                              

 

"My son hasn't returned from school yet. I have to wait at home until he comes."

Oğlum okuldan henüz dönmedi.O gelene kadar evde beklemem gerekiyor.

She said/told me that her son hadn't returned from school yet and that she had to wait at home until he came

Bana oğlunun okuldan henüz dönmediğini okuldan gelene kadar beklemesi gerektiğini söyledi.

 

Aktarılan cumlelerin her ikisi de duz cumle olduğu icin bir tane aktarma sozu yeterlidir. İki cumle arasında "and that" kullanılır. Eğer iki cumle arasında but, so, because, as, or gibi baska bir bağlac varsa, o zaman and yerine cumlenin kendi bağlacı kullanılır.

"I have to study hard, or I will fail the test."

She said that she had to study hard, or she would fail the test.

Çok çalışmalıyım yoksa sınavı geçemeyeceğim.

Çok çalışması gerektiğini yoksa sınavı geçemeyeceğini söyledi.

"I liked the book, but I didn't like its film version much."

She said that she had liked the book, but she hadn't liked its film version much.

Kitabını sevdim ama film versiyonunu çok sevmedim.

Kitabı sevdiğini ama film versiyonun çok sevmediğini söyledi.

 

b)      SORU + SORU

 

 

"Why are you still at home? Does your lesson start later today?"

My mother asked me why I was still at home and If/whether my lesson started later that day.

Neden hala evdesin? Dersin bugün geç mi başlıyor?

Annem bana neden hala evde olduğumu dersimin bu kadar geç başlayıp başlamadığını sordu.

      c) SORU + EMIR/EMIR + SORU

"Why are you still waiting? Start your work without delay."

The boss asked the employees why they were still waiting and told them to

start their work without delay.

Neden hala bekliyorsun ? Geçikmeden işine başla.

Patron işçilere neden hala beklediklerini sordu. Ve onlara gecikmeden işlerine başlamasını söyledi.

"Do it as I told you. Do you have any more questions?"

The manager told the secretary to do it as he had told her and asked if she had any more questions.

Sana söylediğim gibi yap. Başka sorun varmı?

Müdür sekretere nasıl söylediyse öyle yapmasını söyledi ve başka sorun varmı diye sordu.

 

d)      IFADE + SORU/SORU + IFADE

 

"It's very hot in here. Can I open the window?"

I said that it was very hot in there and asked If I could open the window.

Burası çok sıcak . Camı açabilir miyim?

Orasının çok sıcak olduğunu söyledim ve camı açabilirmiyim diye sordum.

"What time is it? I don't want to miss the news programme on TV."

She wanted to know what time it was and said that she didn't want to miss the news programme on TV.

Saat kaç? Televizyondaki haber programını kaçırmak istemiyorum.

Saatin kaç olduğunu bilmek istedi ve televizyondaki haber programını kaçırmak istemediğini söyledi.

 

 

 

e) IFADE + EMIR/EMIR + IFADE

 

"I'm very keen on my freedom. Don't interfere in my business."

She told her parents that she was very keen on her freedom and told them not to Interfere in her business.

Özgürlüğüme düşkünüm. İşime karışmayın.

Ailesine özgürlüğüne düşkün olduğunu söyledi ve işine karışmamalarını söyledi.

"Don't involve me in this case. I don't want to get into trouble."

He told us not to involve him in that case and said that he didn't want to get into trouble.

Beni bu duruma dahil etmeyin belaya bulaşmak istemiyorum

Bize onu bu duruma dahil etmememizi ve belaya bulaşmak istemediğini söyledi.