CONCESSION AND CONTRAST  = İMTİYAZ ve KARŞITLIK BAĞLAÇLARI

 

Karşıtlık bildiren bağlaçlar şunlardır:

although

rağmen

much as

 her ne kadar

though

Olsa da

as

 dikçe

even though

Olsa bile

however + sıfat veya zarf

 ancek

while

 iken

no matter + soru cümlesi

 rağmen

whereas

 diği için

 

 

 


Bu bağlaçlar, belirtilen bir durumdan beklenmeyen bir sonucun çıktığını ifade etmemizi sağlar.

 

Although I was ill, I went to work.

Hasta olmama rağmen işe gittim

She took a walk even though it was raining heavily.

Hava çok yağışlı olsa bile o yürüyüş yaptı.

 

Neden-sonuç ilişkisi bildiren because, as, since gibi bağlaçların beklenilen bir sonuç ifade ettiğini görmüştük. Karşıtlık bildiren bağlaçlar ise beklenmeyen bir sonuç ifade ederler.

 

Although she studied hard, she didn't pass the exam

Çok çalışmasına rağmen sınavı geçemedi.

 

Karşıtlık bildiren bağlaçlar, neden-sonuç ilişkisi bildiren bağlaçlarda da olduğu gibi, tense uyuşması gerektirmez. Ancak yine de iki eylemin zaman yönünden ilişkisine dikkat etmek gerekir.

 

Although it was cold yesterday, I took my regular walk.

Dün çok soğuk olmasına rağmen ben düzenli yürüyüşümü yaptım

Although it was cold yesterday, it is quite warm today.

Dün çok soğuk olmasına rağmen bugün oldukça sıcak

Although she has been learning English for over four years, she still can't speak it properly.

4 yılın üzerinde ingilizce öğrenmesine rağmen hala düzgün konuşamıyor.

 

a)    Although, though, even though Bu bağlaçların üçü de aynı anlamı verir. Even though biraz daha vurgulu bir anlatımdır. Bağlacın bağlı bulunduğu cümle temel cümleden önce ya da sonra gelebilir.

She doesn't want to be a musician although she is quite good at music

Müzikte çok iyi olmasına rağmen, müzisyen olmak istemiyor

She doesn't want to be a musician though even she is quite good at music

Müzikte çok iyi olduğu halde müzisyen olmak istemiyor

 

Though iki bağımsız cümleyi birleştirmek için de kullanılabilir. Bu kullanımıyla though, "but, yet' anlamını verir ve genellikle ikinci cümlenin sonunda kullanılır, ama ikinci cümlenin başında da yer alabilir.

 

I didn't like the film, though I liked its background music

Filmi beğenmemiş olsamda arkaplan müziğini beğendim

I didn't like the film; I liked its background music, though.

Filmi beğenmemiş olsamda arkaplan müziğini beğendim

 

b)    In spite of ve despite, "although" anlamını veren preposition'lardır. In spite of ve despite' dan sonra bir cümle değil, isim, zamir ya da isim-fiil gelir.

 

Sue rejected the job with the accounting firm despite the big salary she was offered

Kendisine önerilen yüksek maaşa rağmen Sue muhasebe şirketindeki işi reddetti

Sue rejected the job with the accounting firm even though she was offered a big salary.

Kendisine yüksek bir maaş önerildiği halde Sue muhasebe şirketindeki işi reddetti

In spite of the wonderful look of the food we were offered at the party, it tasted awful

Parti de sunduğumuz yiyecek görünüşü harika olduğu halde.tadı berbattı

 

Despite ve in spite of dan sonra "the fact that" kullanırsak, devamında bir clause gelir.

 

Despite the fact that she is old, she still takes long walks every day.

O yaşlı olmasına rağmen hala uzun yürüyüşler yapar

In spite of the fact that she practises every day, she is still bad at driving.

Hergün pratik yapmasına rağmen hala kötü araba kullanıyor.

 

c)    As, much as

  • Much as "although" anlamını verir ve kendinden sonra bir clause gelir.

Much as I like sports, I dislike football.

Sporu sevmeme rağmen futbolu sevmem

Although I like sports, I dislike football.

Sporu sevmeme rağmen futbolu sevmem

Much as he tried, he couldn't persuade his father

Çok uğraştığı halde babasını ikna edemedi

Although he tried hard, he couldn't persuade his father

Çok uğraştığı halde babasını ikna edemedi

 

  • As, karşıtlık bildiren bir bağlaç olarak, bir sıfat ya da zarftan sonra kullanılır ve devamında bir cümle gelir. Aynı yapıda though da kullanılır.

 

Sıfat veya zarf +as/though + özne + fiil

 

Hard as I try, my cooking is not so good as yours.

Çok uğraştığım halde benim yemeklerim seninkiler kadar iyi olmuyor

Though/Although I try hard, my cooking

is not so good as yours

Çok uğraştığım halde benim yemeklerim seninkiler kadar iyi olmuyor

Although he is patient, he couldn't bear the noise the children were making in the street

Sabırlı olduğu halde sokakta çocukların yaptığı gürültüye katlanamadı

Although they worked quickly, they failed to finish the task in time.

Hızlı çalıştıkları halde işi vaktinde bitiremediler

 

d)   However + Sıfat veya zarf, no matter + soru cümlesi

 

However ve no matter karşıtlık bildiren bağlaçlar olarak aynı anlamı taşırlar. Her ikisi de "although" nun ifade ettiği anlamı verir, ancak daha vurguludurlar.

However ve no matter'm bağlı bulunduğu cümle, temel cümleden önce ya da sonra yer alabilir. No matter'dan sonra daima bir soru sözcüğü kullanılır.

 

However late it is, you can call me for help.

Ne kadar geç olursa olsun, yardım için beni arayabilirsin

No matter how late it is, you can call me for help.

Ne kadar geç olursa olsun, yardım için beni arayabilirsin

However hard I tried, I couldn't succeed.

Ne kadar uğraştıysam da başaramadım

No matter how hard I tried, I couldn't succeed.

Ne kadar uğraştıysam da başaramadım

You must know how to stand alone however many friends you have.

Ne kadar çok arkadaşın olursa olsun kendi başına ayakta durmayı bilmelisin.

You must know how to stand alone no matter how many friends you have.

Ne kadar çok arkadaşın olursa olsun kendi başına ayakta durmayı bilmelisin.

 

No matter + question word yapısının verdiği anlamı wherever, whatever, whoever gibi sözcüklerle, ya da "regardless of + noun/noun clause" kalıbıyla da verebiliriz

 

Whatever you do, don't join a street gang.

Ne yaparsan yap, ama bir sokak çetesine karışma

No matter what you do, don't join a street gang.

Ne olursa olsun, ama bir sokak çetesine karışma

Regardless of where you go, keep some money in reserve

Ne olursa olsun, kenarda biraz para bulundur

Wherever you go, keep some money in reserve.

Nereye gidersen git, kenarda biraz para bulundur

No matter who you are, come and join us."

Kim olursan ol, gel

Whoever you are, come and join us

Kim olursan ol, gel

 

 

e)    However, nevertheless, nonetheless

 

Bu sözcükler karşıtlık bildiren geçiş sözcükleridir (transitions). İkinci cümlede, yani sonucu ifade eden cümlede kullanılırlar ve cümleler yer değiştiremez. Even so, all the same venotwithstanding aynı anlamı veren diğer yapılardır

 

however,

nevertheless,

nonetheless,

notwithstanding,

Ancak,

, yine de

, her şeye rağmen

rağmen,

 

 

It was cold. However, she went out for a walk.

Hava soğuktu. Buna rağmen yürüyüşe çıktı.

It was cold. nevertheless, she went out for a walk.

Hava soğuktu. Yine de yürüyüşe çıktı.

She studied hard; nonetheless,, she couldn't pass the exam.

Çok çalıştı, ama yine de sınavı geçemedi

She studied hard; however, she couldn't pass the exam.

Çok çalıştı, buna rağmen sınavı geçemedi

 

f)     But.. .anyway, but.. .still, yet.. .still, still

 

Bu bağlaçlar iki tam cümleyi birleştirir. İkinci cümlenin başında kullanılırlar ve kendilerinden önce bir virgül gelir ya da birinci cümleyi noktalayıp, büyük harfle ikinci cümleyi başlatabilirler. Bu bağlaçların hepsi "ama yine de" anlamını verir.

 

It was cold, but she went out for a walk anyway

Hava soğuktu, ama yine de yürüyüşe çıktı

It was cold. Still, she went out for a walk

Hava soğuktu, ama yine de yürüyüşe çıktı

 

 

g)   Tam bir karşıtlık ifade eden yapılar şunlardır:

 

while

Olduğu halde

on the other hand

oysa

whereas

Oysa

quite the contrary

oldukça aykırı

however

ancak

on the contrary

aksine

but/yet

karşın

in contrast

aksine

 

  • Bu yapılar, iki nesneyi karşılaştınrken, birinin diğerinin tam tersi olduğunu ifade etmemizi sağlar.

 

Ayşe is hardworking. Her brother is lazy.

Ayşe çok çalışkandır. Onun kardeşi tembeldir

Ayşe is hardworking, but/yet her brother is lazy.

Ayşe çok çalışkan olmasına karşın kardeşi tembeldir

Ayşe is hardworking, while her brother is lazy.

Ayşe çok çalışkan olduğu halde kardeşi tembeldir

Whereas Ayşe is hardworking, her brother is lazy.

Halbuki ayşe çalışkandır kardeşi tembeldir

Ayşe is hardworking; however, her brother is lazy.

Ayşe çalışkandır ancak kardeşi tembeldir

Ayşe is hardworking. Her brother, on the other hand, is lazy.

Ayşe çalışkandır ama oysa kardeşi tembeldir

 

  • Whereas ve while bağlaçtır ve bağlı bulundukları cümle birinci ya da ikinci sırada yer alabilir

 

Whereas/while some countries are rich, others are poor.

Bazı ülkeler zenginken, bazıları fakirdir

Some countries are rich, whereas/while others are poor.

Bazı ülkeler zenginken, bazıları fakirdir

 

  • But/yet iki bağımsız cümleyi birleştiren bağlaçlardır. İkinci cümlenin başında yer alırlar.

 

Some countries are rich, but/yet others are poor

Bazı ülkeler zengindir ama diğerleri fakir.

 

  • However ve on the other hand, "oysa, ise" anlamlarını veren geçiş sözcükleridir. On the other hand genellikle ikinci cümlenin öznesinden sonra kullanılır.

Some countries are rich. However, others are poor.

Bazı ülkeler zengindir. Fakat/Oysa bazıları fakirdir

Some countries are rich. Others, on the other hand, are poor

Bazı ülkeler zengindir. Bazıları ise fakirdir.

 

  • In contrast, iki nesneyi karşılaştırırken kullanılır ve tam bir karşıtlık ifade eder.

 

Southern Turkey has hot, humid summers. Northern Turkey, In contrast, has summers which are cool and windy.

Türkiye'nin güneyinin sıcak ve nemli yazları vardır ama Türkiye'nin kuzeyi aksine serin ve rüzgarlı yazları vardır.

 

In contrast to/with, prepositional phrase'dir. Kendinden sonra isim gelir.

 

In contrast to his sister, Jack is a very tidy boy.

Kız kardeşinin aksine, Jack çok düzenli bir çocuktur.

 

  • On the contrary de bu grupta yer alır ancak kullanımı çok kısıtlıdır. On the contrary, söylenen bir ifadenin doğru olmadığını, tam tersi bir durumun söz konusu olduğunu ifade eder.Özellikle on the other hand ile on the contrary birbirine karıştırılır. Aradaki ayrımı şu örneklerle inceleyelim:

 

You say she is very beautiful. I, on the contrary, find her rather ugly.

Onun çok güzel olduğunu söylüyorsun. Aksine ben onu çok çirkin buluyorum

I don't find her particularly beautiful. On the other hand, she is not ugly either.

Onu çok güzel bulmuyorum, ama çirkin de değil

it isn't very cold today. On the contrary, it's quite warm today.

Bugün hava çok soğuk değil. Aksine oldukça ılık

It's not very cold today. On the other hand, it is not warm either.

Bugün hava çok soğuk değil, ama ılık da değil