EXPRESSING PURPOSE =  AMAÇ BİLDİREN BAĞLAÇLAR

 

so that

Böylece

for the purpose that

Amacıyla

in order that

‘mesi için

for fear of

Korkusuyla

lest

Olmasın diye

for the purpose of

Amacıyla

for fear that

korkusuyla

in order to/in order not to

Amacıyla

 

a)    So that ve In order that aynı anlama sahiptir ve kullanım kuralları da aynıdır. So that ve In order that' in bağlı bulunduğu cümle, temel cümledeki eylemin yapılış amacını ifade eder

 

She is learning computing so that/in order that she can find a better job.

Daha iyi bir iş bulabilmek amacıyla bilgisayar öğreniyor.

I got up early so that/in order that I wouldn't be late for my interview.

Görüşmeme geç kalmamak için erkenden kalktım.

 

So that/In order that temel cümle ile yan cümle arasında tense uyuşması gerektirir. Bağlı bulundukları cümle genellikle ikinci bölümde yer alır ancak cümlenin başında da bulunabilir.Temel cümle ile yan cümlede kullanabileceğimiz tense ve modal' lar şunlardır:

Şimdiki ve Geniş zaman için

am/is/are doing

do/does be going to do

will do

have/has done

so that

do/does

am/is/are can

will will be able

to

may

 

Geçmiş zaman için

did

had done

so that

would

had done could

would be able to

might

 

She is studying very hard this year so that she can pass the university exam.

Bu sene çok ders çalışıyor böylece üniversite sınavını geçebilir

I want to finish all the work today so that I will be free tomorrow.

Bugun bütün işlerimi bitirmek istiyorum böylece yarın boşta olacağım

They have bought a bigger house so that the children can each get their own room

Cocukların kendi odaları olabilsin diye daha büyük bir ev satın aldılar

. She went to İzmir so that she could see her friends.

O izmire gitti böylece arkadaşlarını görebilecek

I closed the door so that the noise in the next room wouldn't bother me so much.

Kapıyı kapattım ki yan odadaki gürültü beni fazla rahatsız edemeyecek.

So that/In order that Türkçe'ye üç şekilde çevrilebilir:

 

I withdrew some money from the bank so that I would have plenty on me while shopping

Alışveriş yaparken yanımda fazla para olsun diye bankadan biraz para çektim.

I withdrew some money from the bank so that I would have plenty on me while shopping

Alışveriş yaparken yanımda fazla para olması için bankadan biraz para çektim.

I withdrew some money from the bank so that I would have plenty on me while shopping

Bankadan biraz para çektim böylece alışveriş yaparken yanımda fazla para olacaktı.

 

b)    For the purpose that, so that ile aynı anlamı verir.

 

She is now attending a conversation club for the purpose that/so that she can practise speaking English.

İngilizce konuşma pratiği olsun diye şuan bir konuşma kulübüne katılıyor.

 

  • Lest "for fear that, in case, so that... not' anlamındadır ve genellikle should ya da subjunctive (bütün öznelerle fiilin yalın hali) ile kullanılır. Temel cümlenin tense' ine uygun olarak Simple Present ve Simple Past da kullanılabilir. Lest Türkçe'ye olumsuz olarak çevrilir.

 

We all spoke in quiet voices lest we wake/woke/should wake the baby.

Bebeği uyandırmayalım diye hepimiz alçak sesle konuştuk.

We all spoke in quiet voices for fear that we might wake the baby.

Bebeği uyandırırız korkusuyla hepimiz alçak sesle konuştuk

 

c)    For the purpose of ve for fear of kendinden sonra ulaç alır

She went to her husband's office for the purpose of seeing him.

Kocasıyla görüşmek amacıyla kocasının ofisine gitti

We all spoke in quiet voices for fear of waking the baby.

Bebeği uyandırırız korkusuyla hepimiz alçak sesle konuştuk

 

d)    Amaç bildirmek için to/in order to/so as to + infinitive de kullanabiliriz

She lay on the sofa so that she could rest for a while.

Bir süre dinlenebilmek için koltuğa uzandı

 

  • Olumsuz cümlede In order not to, so as not to kullanılır.

 

We kept the news secret so that we wouldn't upset her.

Onun üzülmemesi için haberleri gizli tuttuk

 

  • To, In order to ve so as to cümlenin başında da kullanılabilir.

To be successful, you should work harder.

Başarılı olmak için, daha çok çalışmak gerekir.

in order to be successful, you should work harder.

Başarılı olmak için, daha çok çalışmak gerekir.

So as to be successful, you should work harder.

Başarılı olmak için, daha çok çalışmak gerekir.

 

e)    So that ile In case arasındaki ayrıma dikkat ediniz. In case' in, bir eylemin gerçekleşmesi olasılığına karşı önceden hazırlanmayı ifade ettiğini daha önce görmüştük. So that ise bir eylemin gerçekleşmesi için yapılan hazırlığı ifade eder.

 

I will take my umbrella with me in case it rains/should rain.

"Yağmur yağarsa diye şemsiyemi yanıma alacağım

I want to do some shopping in case my parents come at the weekend

Hafta sonunda annemler gelirse diye biraz alışveriş yapmak istiyorum

I will take my umbrella with me so that I don't get wet in the rain.

Yağmurda ıslanmayayım diye (ıslanmamak için) şemsiyemi yanıma alacağım

 

f)     Amaç bildiren so that ile sonuç bildiren so bazen karışıklık yaratabiliyor. Çünkü sonuç bildiren so, çok yaygın olmamakla birlikte, so that biçiminde de kullanılabiliyor. Bunlann ayrımını yaparken şu noktalara dikkat etmeliyiz

 

1)    Sonuç bildiren so (that) ikinci cümlenin başında kullanılır ve genellikle kendinden önce bir virgül gelir.

 

She studied very little, so (that) she got a rather low grade.

Çok az çalıştı, bu yüzden çok düşük bir not aldı

 

Amaç bildiren so that cümlenin başında da yer alabilir.

 

She studied very hard so that she could pass the exam.

Sınavı geçebilmek için çok çalıştı

So that she could pass the exam, she studied very hard.

 

2)    Amaç bildiren so that' den sonra Simple Past Tense kullanılmaz. Sonuç bildiren so that' den sonra ise Simple Past Tense yaygın olarak kullanılır.

 

They bought a large house, so that the children had their own rooms (sonuç)

Büyük bir ev aldılar. Böylece çocukların kendi odaları oldu.

They bought a large house so that the children would have their own rooms. (amaç)

Çocukların kendi odaları olsun diye büyük bir ev aldılar. 

3)     Could, couldn't, would be able to, wouldn't be able to amaç bildiren so that ile çok sık kullanılır. Ancak bu bağlaçla was/were able to kullanılmaz. Was/were able to, sonuç bildiren so (that) ile kullanılabilir

 

She studied hard, so that she was able to pass the exam. (SONUÇ)

Çok çalıştı, böylece sınavı geçebildi

She studied hard so that she could pass the exam. (AMAÇ)

Sınavı geçebilmek için çok çalıştı

 

Ancak couldn't her iki yapıyla da kullanılır. Bu durumda so that' in amaç mı yoksa sonuç mu bildirdiğini parçanın bütününden ya da konuşmanın akışından anlayabiliriz

Amaç 

They locked the door so that he couldn't go out.

O dışarı çıkamasın diye kapıyı kitlediler.

They locked the door, so that he wasn't able to go out. SONUÇ

Kapıyı kilitlediler, bu yüzden dışan çıkamadı

They locked the  door so that he wouldn't be able to go out. AMAÇ

O dışan çıkamasın diye kapıyı kilitlediler