ADVISABILITY : TAVSİYE VERIRKEN KULLANILAN KIPLER

 

Should, Ought to, Had better ( yapmam gerekir , yapsam iyi olur)

 

a)      Should, ought to ve had better öğüt bildiren yapılardır

 

You should read a lot of books to improve your knowledge.

Bilginizi geliştirmenizi için bir çok kitap okumalısınız

You should treat other people politely.

Diğer insanlara kibarca davranmanız gerekir.

A student ought to study regularly in order to be successful.

Bir öğrencinin başarılı olması için düzenli ders çalışması gerekir.

You ought to stay in bed until you feel better.

Daha iyi hissedene kadar yatakta  kalman gerekir..

We had better hurry, or we'll miss the bus.

Acele etsek iyi olur yoksa otobüsü kaçıracağız.

I had better study hard tonight, or I'll fail the test.

Bu gece çok ders çalışsam  iyi olur yoksa testten başarısız olacağım.

.

"Should" ve "ought to" ".... yapmam gerekir." anlamını verir. "Had better" daha guclu bir ifade bicimidir ve ".... yapmam gerekir/yapsam iyi olur. Eğer yapmazsam, kotu seyler olabilir." anlamını verir.

 

  • "Should" ya da "ought to" kullandığımız zaman, yapmamız gereken isi erteleme olanağımız vardır.

 

I should/ought to study for my geography exam, but I don't feel like studying tonight. I think I'll study for it tomorrow.

Coğrafya sınavına çalışsam iyi olur ama bu gece çalışcak kadar iyi hissetmiyorum .sanırım onun için yarın çalışacağım.

I should/ought to go home early tonight. I have a lot of work to do

Bu gece eve erken gitmem gerekiyor . Yapacak çok işim var.

 

  • "Had better" ise, yapmamız gereken isi yapmadığımız takdirde kötü seyler olacağını vurgular.

 

I had better study for my geography exam tonight. If not, I'll fail the exam tomorrow.

Bu gece coğrafya sınavına çalışsam iyi olur yoksa yarın sınavdan başarısız olacağım.

I'd better go home early tonight. Otherwise, my father will get angry with me.

Bu gece eve erken gitsme iyi olur aksi takdirde babam bana kızacak.

 

b)      "Should" ve " ought to", bir seyin nasıl olması gerektiğini ifade ederken de kullanılır.

You have misspelt this word. It should be "courageous".

Bu kelimeyi yanlış yazmışsın. O’’courageous’’ olması gerekiyor.

You have brought a rather small box. It should be bigger.

Oldukça küçük bir kutu getirmişsin. Daha büyük olması gerekiyor

Don't put the book on that shelf. It ought to go on the other one.

Bu kitapliğa kitap koymayın.Diğerine gitmesi gerekiyor.

 

Should not, Ought not to, Had better not (yapmaman gerekir , yapmasam iyi olur)

 

  • Bu yapıları, yapılmaması gereken seyleri öğütlerken kullanırız.

You shouldn't go to bed so late. A boy of your age should sleep at least eight hours a day.

Yatağa çok geç gitmemelisin.Senin yaşındaki günde bir çocuk en az sekiz saat uyuması gerekir.

He'd better not work so hard, or he'll make himself ill.

Çok fazla çalışmasa iyi olur yoksa kendisini hasta edecek.

You shouldn't go out alone after dark.

Karanlıktan sonra dışarıya yanlış çıkmamalısın.

We'd better not tell her the bad news, or she'll get sad.

Ona kötü haberleri söylemesek iyi olur yoksa üzülücek.

She ought not to (oughtn't to) treat him so kindly

Ona bu kadar yumuşak davranmaması gerekir.

 

  • "Shouldn't/ought not to" ile "needn't" arasındaki ayrıma dikkat ediniz.

 

You shouldn't study so hard, or you'll lose your health.

Bu kadar cok calısmaman gerekir, yoksa sağlığını yitireceksin.

You needn't study so hard. You are a good student already.

Bu kadar cok calısman gerekmez. Sen zaten iyi bir oğrencisin.

 

  • "Ought not to/shouldn't do", Turkce'ye "yapmaman gerekir" biciminde cevrilir ve "Bunu yapman senin icin kotu sonuclar doğurabilir" anlamını verir.

 

  • "Needn't do" Turkce'ye "yapman gerekmez' biciminde cevrilir ve "yapsan da olur, yapmasan da. Ama bu isi fazladan yapıyorsun." anlamını verir, yani gereklilik olmadığını vurgular

 

  • "Must" da, "should' gibi oğut verirken kullanılır, ancak "must" daha guclu bir ifadedir.

 

You shouldn't smoke. It's bad for you.

Sigara içmen gerekmiyor. Bu senin için kötü.

You mustn't smoke. You are coughing a lot, and you will be ill if

Sigara içmemelisin. Eğer içersen hasta olacaksın ,çok fazla öksürüyorsun,

He should work harder in order to be successful.

Başarılı olması için daha düzenli çalışması gerekir.

He must work harder, or he'll fail.

Daha çok çalışmalı yoksa başarısız olacak.

 

  • "Should", "ought to" ve "had better" in geniş ve gelecek zaman bicimi aynıdır.

 

I should leave now. (present)

Şimdi ayrılmam gerekiyor.

I should visit my parents next week, (future)

Gelecek hafta ailemi ziyaret etmem gerekiyor.

I ought not to be so permissive with my son. (present)

Oğluma karşı bu kadar hoşgörülü olmamam gerekiyor

I ought not to go to work tomorrow. I don't feel well enough, (future)

Yarın işe gitmemem lazım yeterince iyi hissetmiyorum.

We had better leave now, or we'll miss the beginning of the wedding, (present)

Şimdi yola çıksak iyi olur yoksa düğünün başını kaçıracağız.

We had better visit our parents next week, or they will be unhappy, (future)

Gelecek hafta ailemizi ziyaret etsek iyi olur yoksa mutsuz olacaklar.

 

Should be doing, Ought to be doing,

Shouldn't be doing, Oughtn't to be doing

 

  • Icinde bulunduğumuz ana iliskin bir durum ifade etmek istiyorsak, bu yapılan kullanırız.

 

Why Is Ali sleeping now? He should be studying for his test.

Neden ali şuan uyuyor? Testlerine çalışıyor olması gerekir.

Why are the children still awake at this late hour? They should be sleeping.

Neden cocuklar bu geç saatte hala uyanıklar.Uyuyor olmaları gerekir.

Look! Those children are playing in the street, but it is dangerous. They shouldn't be playing there. They should be playing in the playground.

Baksana!Bu çocuklar sokakta oynuyorlar ama bu tehlikeli . Onların orda oynamamaları gerekir. Onların oyun alanında oynuyor olması lazım.

I'm watching TV with you now, but in fact, I ought to be studying in my room.

Şuan seninle TV izliyorum ama aslında odamda ders çalışıyor olmam gerekir.

 

Should have done, Ought to have done

Shouldn't have done, Ought not to have done

 

  • "Should" ve "ought to"nun past bicimleri (geçmiş zaman)"should have done" ve "ought to have done" dır.

 

 

1 didn't set my alarm clock and I overslept yesterday morning, so 1 was late for work. I should have set my alarm clock.

Saatin alarmını kurmadım ve sabah uyuyakaldım. Bu yüzden işe geç kaldım. Saatin alarmını kurmam gerekirdi

He didn't study hard enough, so he failed the test. He should have studied harder to pass it.

O yeterince çok ders çalışmadı ve sınavı başarısız oldu.Sınavı geçebilmek için daha çok ders çalışması gerekirdi.

The authorities didn't take the necessary measures, so inflation went up. They should have taken the necessary measures to bring it down.

Yetkili gerekli tedbirleri almadılar böylece enflasyon yukarı yükseldi.Enflasyonu aşağıda tutmak için gerekli tedbiri almalıydılar

 

Orneklerde de gorduğunuz gibi,

*      "should have done/ought to have done", "Gecmiste bir eylemi yapmadım ve sonuc kotu oldu. Onu yapmam gerekirdi." anlamını veriyor.

 

  • "Shouldn't have done/ought not to have done" ise, "Gecmiste bir sey yaptım ve sonuc kotu oldu.Onu yapmamam gerekirdi." anlamını veriyor.

 

I talked to him very rudely, so I hurt him. I shouldn't have talked to him so rudely.

Onunla çok terbiyesizce konuştum ve onu kırdım.öyle terbiyesizce konuşmamam gerekirdi.

Although I was ill, I went to work, and my cold got worse.I ought not to have gone to work.

Hasta olmama rağmen işe gittim ve nezlem daha kötü oldu. İşe gitmemem gerekirdi.

He ignored my warnings, and drove the car too fast. As a result, he had an accident. He shouldn't have ignored my warnings. He shouldn't have driven the car so fast.

Uyarılarımı göz ardı etti ve çok hızlı sürdü sonuç olarak kaza yaptı.Uyarılarımı göz ardı etmemesi gerekirdi.Arabayı o kadar hızlı sürmemesi gerekirdi.

 

Should have been doing, Ought to have been doing

Shouldn't have been doing, Oughtn't to have been doing

 

  • Gecmiste bir noktada devam etmekte olan bir olaya iliskin konusurken, bu yapıları kullanınz.

 

While I was going home yesterday, I saw some children.They were playing in the street.They shouldn't have been playing there. They should have been playing in the playground.

Dün eve geliyorken. Bir kaç çocuk gördüm.Sokakda oynuyorlardı.orda oyun oynamıyor olmaları gerekirdi. Onlar oyun alanında oynamaları gerekiyordu.

Yesterday, Peter was sleeping between 10 and 12.However, he shouldn't have been sleeping. He should have been attending his classes between those hours.

Dün,peter 10 ile 12 arasında uyuyordu.Uyumaması gerekiyordu.Onun bu saatlerde derslerine katılıyor olması gerekirdi..