EXPECTATIONS:BEKLENTİ BELİRTEN KİPLER

be to and be supposed to

 

a)  "Be to" ve "be supposed to", bir tarifeye, programa gore olması gereken olayları ifade ederken kullanılır ve "be due to" ile aynı anlamı verir. "Be to", "be supposed to" ya gore daha guclu bir ifade bicimidir.

 

The film is to start at 11.30.

Film 11.30 da başlayacak.

The film is supposed to start at 11.30.

Filmin 11.30 da başlaması gerekiyordu.

The film is due to start at 11.30.

Filmin 11.30da başlaması bekleniyor.

(I expect the film to start at 11.30. That is the schedule.)

Filmin 11.30 da başlamasını bekliyorum. Bu programdır.)

The train is to arrive here in an hour.

Tren bir saat içinde buraya varacak.

The train is supposed to arrive here in an hour.

Tren 1 saat içinde buraya varması gerekiyordu.

The train is due to arrive here in an hour.

Trenin 1 saat içinde buraya varması bekleniyor.

/ expect the train to arrive here in an hour. That is the schedule.)

Trenin 1 saat içinde buraya varmasını bekliyorum.

 

b)      "Be to" ve "be supposed to", birinin bir baskasından beklentilerini ifade ederken de kullanılır

 

You are supposed to be on time for class. If you are late, the teacher gets angry

Derse vaktinde gelmeniz gerekir eğer geçikirseniz öğretmen kızar.

 

  • "Be supposed to", bu kullanımıyla "should" lie yakın bir anlama sahiptir. Ancak "be supposed to" da gereklilik daima dıs etkenlerden kaynaklanmaktadır. "Should" da ise gereklilik kisinin kendisinden de kaynaklanabilir.

 

I am supposed to go home before it gets dark. My mother is worried if I'm late

Hava kararmadan önce eve gitmem gerekir.Geçikirsem annem meraklanlanır.

I should go home before it gets dark. It is not very safe in our neighbourhood at that time and I feel afraid.

Hava kararmadan önce eve gitmem gerekir.Bu zamanda komşuluk güvenilir değil ve ben korkuyorum.

He Is supposed to attend the conference on computing. His boss wants him to attend and learn about the new developments in computing

Bilgisayardaki konferansa katılması gerekir.Patronu katılmasını ve  bilgisayardaki yeni gelişmeleri öğrenmek istiyor.

He should attend the conference on computing. He can get more information about his branch there and can learn about the recent developments.

Bilgisayardaki konferansa katılması gerekir. Orda branşı hakkında daha fazla bilgi alabilir ve yeni gelişmeleri öğrenebilir .

We aren't supposed to sit on the grass. The notice says, "Keep off the grass."

Çimlerin üzerinde oturmamamız gerekir . Duyuru diyor. Çimlerden uzak durunuz.

We shouldn't sit on the grass. We'll crush it.

Çimlerin üzerinde oturmamamız gerekir. Onu ezeceğiz.

 

 

  • "Be to" ise "must" ile yakın bir anlama sahiptir. Her ikisi de "be supposed to" ve "should' a gore daha guclu bir ifade bicimidir. "Be to", dıs etkenlerden kaynaklanan bir zorunluluğu, "must" ise kisinin kendisinden kaynaklanan bir zorunluluğu ifade eder.

 

I am to go to work early tomorrow. My boss ordered me to go in early and prepare everything for the meeting before the members turn up.

Yarın işe erken gitmeliyim.Patronum bana erken gitmemi ve üyeler ortaya çıkmadan önce toplantı için herşeyi hazırlamamı emretti.

I must go to work early tomorrow. I want to prepare everything for the meeting before the members turn up, and I want to be ready when they come.

Yarın işe erken gitmeliyim . Üyeler ortaya çıkmadan önce toplantı için herşeyi hazırlamak istiyorum ve Onlar geldiğinde hazır olmak istiyorum.

 

  • "Be not to", yine aralarındaki aynı farkla, "mustn't" a yakın bir anlam tasır.

 

You aren't to drive at 120 k.p.h. Look! The traffic sign says "90", and I'm afraid I have to give you a ticket now.

120 km hızla sürmemelisin .Baksana! trafik işaretleri 90 km hızla gitmeni söylüyor ve korkarım sana trafik cezası yazmak zorunda kalacağım.

You mustn't drive so fast. If something happens unexpectedly, you can't stop the car quickly enough and we might have an accident.

Çok hızlı sürmemelisin. Eğer beklenmedik birşey olursa arabayı yeterince hızlı durduramazsın ve  bir kaza yapabiliriz.

 

c)  "Be supposed to" nun geçmiş zaman hali"was/were supposed to" dur. "Should have done"ile yakın bir anlama sahiptir. Ancak yine, bir baskasının gecmiste bizden beklentisini ifade eder.

 

I was supposed to go to work early yesterday, but I overslept, so my boss gotangry with me

Dün İşe erken gitmem gerekirdi ama uyuyakaldım , bu yüzden patronum bana kızdı.

I should have gone to work early yesterday, but I overslept, so I hadn't yet been able to finish the preparations when the members came.

Dün işe erken gitmem gerekirdi ama uyuyakaldım, bu yüzden hazırlıkları üyeler geldiğinde bitirememiştim.

You weren't supposed to drink so much alcohol. Your doctor had told you to abstain from it.

Bu kadar fazla alkol almaman gerekirdi. Doktor sana ondan kaçınmanı söylemişti.

You shouldn't have drunk so much alcohol. Now, you feel terrible, and won't be able to go to work today

Bu kadar fazla alkol almaman gerekirdi. Şuan, korkunç hissediyorsun ve bugün çalışmak için gelemeyeceksin.