ISTEK BELİRTİRKEN KULLANILAN KİPLER

Birinden bir sey rica ederken kullanabileceğimiz cesitli ifade bicimleri vardır. Bunlardan yaygın olarak kullanabileceğimiz iki yapı, ozne olarak "I (ben)" ya da "you(sen/siz)" kullanarak olusturabileceğimiz ifadelerdir.

 

Can I borrow your dictionary for a moment?

Sozluğunu bir sure icin alabilir miyim?

Can you lend me your dictionary for a moment?

Sozluğunu bir sure icin bana verebilir misin?

 

I(Ben) OZNESIYLE YAPILAN ISTEKLERDE

 

MAY I

 

COULD I

"May I" ve "Could I" nazik bir isteme ifadesidir, Resmi veya tanımadığımız kişilerde kullanabiliriz.(formal)resmi

 

CAN I

"Can I" daha samimi ortamlarda izin isterken kullanılır.

(informal)(resmi olmayan)

 

May I (please) borrow your book?

Kitabını(zı) ödünç alabilirmiyim?

Could I borrow your book (please)?

Kitabını(zı) ödünç alabilirmiyim?

Can I borrow your book?

Kitabını ödünç alabilirmiyim?

Can I borrow it for the afternoon?

Öğleden sonra ödünç alabilirmiyim?

 

Örneğin bir bekleme yerinde

May I have a look at your newspaper?

Yes, certainly. Here you are.

Gazetenize bir göz atabilirmiyim?

Evet , tabiki buyrun.

Yada telefonda

-Could/May I speak to Mr. Jones, please?

 

-Sorry, he is busy on the other line at the moment. Can you wait for a moment?

 

-That's alright, I'll call again later.

-Mr Jonas ile konuşabilirmiyim lütfen?

 

-Üzgünüm şuan diğer hatta meşgul. Bir süre bekleyebilirmisiniz?

 

-Sorun değil, daha sonra tekrar arayacağım.

Panpa can you send me 100 TL?

Panpa  100 tl gönderebilirmisin bana?

 

YOU(Sen-Siz) ÖZNESİYLE YAPILAN İSTEKLERDE

 

 

COULD YOU

 

WOULD YOU

 

 WILL YOU

"could" ve "would" resmiyet /nezaket gerektiren ortamlarda kullanabileceğimiz Yapılardır.

 

"will" de resmi ortam larda kullanılır, ancak diğerlerine gore daha doğrudan bir ifade bicimidir "will", ofke /sabırsızlık vb. gosteren ricalarda  da kullanılır.

Could you give me some information, please?

Bana biraz bilgi verebilirmisiniz lütfen?

Would you open the door for me, please?

Kapıyı benim için açabilirmisiniz lütfen?

Could you please tell me the way to the station?

İstasyona giden yolu bana söyleyebilirmisiniz?

Will you lend me your book (please)?

Kitabını ödünç verirmisin (lütfen)?

Will you (please) lend me your book?

Kitabını (lütfen) ödünç verirmisin?

Will you be quiet, please?

Sessiz olurmusunuz lütfen.?

 

CAN YOU

 

 

"can" daha samimi ortamlarda kullanılır.

Can you lend me your dictionary?

Sözlüğünü ödünç verebilirmisin?

Can you open the door, please?

Kapıyı açabilirmisin lütfen?

GENELDE VERİLEN CEVAPLAR

 

Yes, I'd (/ would) be happy to.

 

Yes, certainly. I'd be glad to.

 

Sure. (samimi)

 

 

Evet , evet mutlu olurum.

 

Evet,kesinlikle, mutluluk duyarım.

 

Elbette.

Eğer olumsuz yanıt vereceksek,yine nazik bir şekilde nedenini açıklamamız gerekir.

Örneğin kullanabilceğimiz yerler.

 

Kahvaltıda

 

Mum, can you pass me the butter?

Sure, here you are.

Anne,bana tereyağını iletebilirmisin

Tabi, buyur

Bir seyehat ajansında

Would you give us some information about your package tours, please?

Certainly, Madam. I'd be happy to.

Bize paket turlar hakkında biraz bilgi verebilirmisiniz?

Elbette , hanımefendi memnuniyetle

Sokakta

Could you please give the directions me of the Immigration  Department?

 Sorry, I don't know where it is either.

Göçmenlik Dairesi’nin yolunu tarif edebilir misiniz?

 Üzgünüm, ben de nerede olduğunu bilmiyorum.

İşteyken

Could you give me a lift home after work, Deniz?

 Sorry, I wish I could, but my mother will be waiting for me at the doctor's, and I am going to pick her up right after work.

Deniz, işten sonra beni eve bırakabilirmisin?

 Üzgünüm , keşke yapabilseydim , annem beni doktorunda bekliyor olcak, İşten sonra onu alacağım

 

"I'd be happy to, I'd be glad to" yanıtlarını, "I" oznesi ile sorulmus sorularda kullanamayız.

May I take your dictionary for a minute?

 

 Yes, of course you may.

 

 Sorry, I'm using it myself.

Bir dakikalığına sözlüğünü alabilir miyim?

 

Evet ,elbette alabilirsin.

 

Üzgünüm, ben kendim kullanıyorum.

Can you lend me your dictionary for a moment?

 

Yes, of course. Here you are.

 

 I'm afraid I can't. I'm using it myself.

 

 Yes, I'd be happy to.

Sözlüğünü biraz ödünç verebilir misin?

 

 Evet, elbette. Buyur.

 

Korkarım yapamam Ben kendim kullanıyorum.

 

Evet, memnuniyetle.

 

 

WOULD YOU MIND ( sakıncası yoksa,sakıncası olur mu ) İLE İSTEKLERDE

 

İzin alırken

 

Would you mind if I smoked  here?

Burda sigara içsem sakıncası olur mu?

Would you mind if I opened the window?

Pencereyi açsam sakıncası olur mu?

Would you mind if I came a bit late tomorrow?

Yarın biraz geçikirsem sakıncası olur mu?

' Would you mind If I +Simple Past Tense" Burada geçmiş zaman kullanılmasına ragmen, anlam geniş ya da gelecek zamandır.

 

Genelde verilen cevaplar

 

No. Not at all. Please do.

Hayır, önemli değil.lütfen yap

No. Of course not. Go ahead.

Hayır, tabi ki olmaz. Devam et

No, that would be fine.

Hayır,daha iyi olur.

 

birisine  birşey yapmak için izin isterken

"Would you mind + eylem+ing"

Would you mind opening the window?

Sakıncası yoksa pencereyi açarmısın?

Would you mind speaking a bit more quietly?

Sakıncası yoksa biraz daha sessiz konuşur musunuz?

Would you mind posting these letters for me?

Sakıncası yoksa bu mektupları benim için postalar misin?

 

Genelde verilen cevaplar

 

No, of course not. I'd be happy to.

Hayır, tabi ki yok. Mutlu olurum

Not at all. I'd be glad to.

Önemli değil. Memnuniyetle

 

"Would you mind If I did?" , "... (benim) yapmamın sizce bir sakıncası var mıı... (benim) yapmam sizi rahatsız eder mi?' anlamına gelir.

 

Boyle bir soruya yanıt verirken dikkatli olmamız gerekir. Eğer "Yes" ile yanıt verirsek, "Evet, rahatsız eder." anlamına gelir ki bu da pek nazik bir yanıt olmaz. Bu nedenle karsımızdaki kisiye izin vereceksek, yanıtımız "No" ile baslamalıdır.

 

- Would you mind if I opened the window?

- No, of course not. Please do.

Camı açmamın sakıncası olur mu?

Hayır, tabiki olmaz, açabilirsiniz.

- Would you mind if I went to bed early tonight?

- Not at all. Go ahead.

Bu gece erken yatağa gitsem sakıncası olur mu?

Rica ederim .gidebilirsin.

- Would you mind if I wore your red sweater tomorrow?

- Of course not. Go ahead.

Yarın senin kırmızı kazağını giymemin sakıncası olur mu?

Tabiki olmaz . giyebilirsin.

 

Eğer bu istekleri reddedeceksek, yine nazik bir ifade bicimi kullanmamız gerekir. Reddederken kullanabileceğimiz yanıtlar cok cesitlidir ve konuya bağlıdır.

 

 

- Would you mind if I opened the window?

- Well, I'd rather you didn't. It's a bit cold in here.

-Camı açmamın sakıncası olur mu

-Acmamanızı tercih ederim. Burası biraz soğuk.

Would you mind if I wore your red sweater tomorrow?

- Well actually, I was thinking of wearing it myself.

- Yarın senin kırmızı kazağını giymemin sakıncası olur mu?

- Aslında, onu yarın ben giymeyi dusunuyordum

- Would you mind if I had a look at your newspaper?

- Well, I'm reading it myself, actually.

-Gazetene bir göz atsam sakıncası olur mu?

- Şey, aslında ben kendim okuyorum.

- Would you mind if I smoked here?

- Well, I'd rather you didn't. The smoke makes me cough.

-Burda sigara içsem sakıncası olur mu?

- İçmemenizi tercih ederim. Duman bende öksürük yapıyor.

 

"Would you mind doing?","... (sizin) yapmanızın sizce bir sakıncası var mı/... yapmak sizi rahatsız eder mi?' anlamım verir.

 

 

- Would you mind if I opened the window?

- No, please do

Camı açsam sakıncası olur mu?

Hayır , acabilirsin.

 

- Would you mind opening the window?

- Not at all. I'd be glad to.

Camı acmanızın sizce bir sakıncası var mı?

Elbette hayır memnuniyetle (siz)

- Would you mind posting these letters for me when you go out?

- No, of course not. I'd be happy to.

Sakıcnası yoksa dışarıçıktığınızda bu mektupları benim için gönderir misiniz?

Hayır , elbette yok. Mutluluk duyarım.

 

Eğer kisinin ricasını yerine getiremeyeceksek, yine nazik bir sekilde gerekcesini belirtmemiz gerekir.

 

Sakıcnası yoksa dışarıçıktığınızda bu mektupları benim için gönderir misiniz?

Well, I'm afraid I can't. I'm not going past the post office.

Sakıcnası yoksa dışarıçıktığınızda bu mektupları benim için gönderir misiniz?

Ee , korkarım gönderemem. Posta ofisinden geçmeyeceğim.

Would you mind lending me your dictionary?

I'm afraid I can't. I'm using it myself at the moment.

Sakıncası yoksa sözlüğünü verebilir misin?

Korkarım, veremem. Şuan da kendim kullanıyorum.

 

"Would you mind ....?" biciminde verilen bir cumleyi tamamlarken, cumlenin devamındaki anlama dikkat etmemiz gerekir.

Örnekler

 

"I have to catch a plane early in the morning tomorrow. Would you mind (give) ..me a lift in your car? " cumlesini,".... if I did" yapısıyla tamamlayanlayız. Cunkukarsımızdaki kisinin bir sey yapmasını istiyoruz. O halde bu cumleyi "... eylem+ing' seklinde tamamlayabiliriz.

"I have to catch a plane early in the morning tomorrow. Would you mind giving me a lift in your car?

Sabah erkenden uçağa yetişmem gerekiyor.

Sakıncası yoksa beni de arabana alabilirmisin?

 

   2. "I had promised to come to the cinema with you, but now I have some other     very important jobs to do. Would you mind (change) ........my mind and (not come) .........with you?"Bu ornekte ise "konusmacı kendisi bir sey yaparsa, karsısındaki rahatsız olur mu?"anlamı olduğu icin,"... if I did" yapısını kullanabiliriz.

 

"I had promised to come to the cinema with you, but now I have some other very important jobs to do. Would you mind if I changed my mind and didn't come with you?

Seninle sinemaya geleceğime söz verdim ama şimdi daha önemli işlerim var. Kararımı değiştirsem ve seninle gelmesem sakıncası olur mu?

Bazı durumlarda ise her iki kalıbı da kullanabiliriz ama anlam değisir. (Yani, eylemi yapacak kisi değisir.) "I want to listen to the news. Would you mind (turn on) ........ the television?" cumlesinde, televizyonu konusmacı mı acacak, yoksa karsısındaki kisinin mi acmasını istiyor, net değil.

 

 

I want to listen to the news.

Would you mind if I turned on the television?

Would you mind turning on the television?

Haberleri dinlemek istiyorum. Sakıncası yoksa televizyonu açabilirmisin.

Yada televizyonu açsan sakıncası olur mu?

 

"Would you mind If I did...?" (geçmiş zamanla devam eden cümle )resmi ortamlarda kullanılan bir kalıptır.

Daha samimi ortamlarda "Do you mind If I do (Simple Present)...?Geniş zaman)"kullanılır.

 

- Do you mind if I use your computer for a few hours?

- No, of course not. Go ahead.

Bir kaç saat için bilgisayarını kullansam sakıncası varmı?

Hayır , elbette yok kullanabilirsin.

- Do you mind if I drop you off at the corner, since I'm in a hurry?

- Of course not. It's just five minutes' walk to the school from there.

Acelem olduğundan seni köşede bıraksam sakıncası olur mu

Hayır elbette olmaz.Orası okula sadece beş dakikalık yürüme mesafesinde bulunuyor.

 

POLITE REQUESTS with IMPERATIVES  EMİR CÜMLELERİYLE YAPILAN İSTEKLERDE

 

Emir cumleleri de, ricada bulunurken kullanabileceğimiz yapılardan biridir. Ozellikle,"please" ile yumusatarak, "emir" havasından cıkarıp, "rica" anlamı verebiliriz.

 

- Shut the door, please.

Kapıyı kapat ,lütfen

- Please try to speak a bit more quietly.

Lütfen daha sessiz konuşmayı dene.

- Be there on time, please

Zamanında orada ol lütfen.

 

Emir cumleleri, ikinci tekil ya da ikinci coğul sahıslara hitaben yapılır ve doğrudan, fiilin yalın haliyle baslar.

 

- Help me to lay the table, please.

Masayı hazırlamak için yardım et lütfen.

- Please turn on the lights.

Lütfen ışıkları aç.

- Try to come on time, please.

Zamanında gelmeyi dene. Lütfen

- Please let me know immediately if you get any news.

Bir haber alırsan lütfen hemen bana bildir.

 

Olumsuz emir cumleleri "don't" ile baslar.

- Don't make so much noise, children.

Çok fazla gürültü yapmayın çocuklar.

- Don't be late, please.

Geçikme, lütfen

- Don't forget to call me, please.

Beni aramayı unutma lütfen.

 

  • Emir cümleleri özellikle  yön tarif ederken çok sık kullanılır.

Can you tell me the way to the post office?

Bana posta ofisini tarif edebilir misin?

Go along this street. Turn right at the traffic lights, and then go 100 meters way ahead It's there on the right.

Bu cadde boyunca gidin.Trafik ışıklarından sağa dönün sonra 100 metre ileri gidin. İlerde sağda.