İngilizce ONE, EACH, EVER Konu Anlatımı

QUANTIFIERS USED WITH SINGULAR NOUNS: ONE, EACH, EVERY - TEKİL İSİMLERLE KULLANILAN MİKTAR BELİRLEYİCİLER

One, each ve every sayılabilir tekil isimlerle kullanılan sözcüklerdir.

One/only one, sözünü ettiğimiz ismi sayı açısından vurgulamak istediğimiz zaman kullanılır. Şu iki örneği inceleyelim:

There is a man at the corner. I think he is waiting for someone (herhangi bir adam, birisi)

Köşede bir adam var, Sanırım birisini bekliyor.

You said two men would be waiting for me, but there is one man (only one man) at the corner, (bir tane adam, bir kişi)

İki adamın beni beklediğini söyledin ama köşede sadece bir tane adam var..

Give me an apple, (herhangi bir elma)

Give me one apple, (bir tane elma, iki ya da daha fazla değil\

Bana bir elma ver.

Bana bir tane elma ver.

One zamir olarak kişi, insan anlamında da kullanılır.

Naturally, one faces difficulties when adapting to a foreign culture.

Doğal olarak insan yabancı bir kültüre uyum sağlamada zorluklarla karşılaşır.

Each, hem sıfat hem de zamir olarak kullanılır. Every ise sadece sıfattır ve kendinden sonra mutlaka bir isim gelmelidir. Each iki ya da daha fazla öğeden oluşan gruplar, every ise üç ya da daha fazla öğeden oluşan gruplar için kullanılır.

Each student has to prepare a term paper.

Every student has to prepare a term paper.

Her bir öğrenci dönem ödevi hazırlamak zorundadır.

Her öğrenci dönem ödevi hazırlamak zorundadır.

We talked about the picnic with the students. Each will bring something to eat.

Öğrencilerle piknik hakkında konuştuk. Her biri yiyecek bir şey getirecek.

Each, her biri anlamını verir ve sözünü ettiğimiz gruptaki her bir öğeyi tek tek düşündüğümüzü ifade eder. Every de buna yakın bir anlam ifade eder ancak every, öğeleri tek tek değil, bir bütün olarak düşündüğümüzü vurgular. Bu açıdan every, all (hepsi) anlamına daha yakındır.

Each student was given a part in the school play. (Her bir öğrenci, tek tek)

Her öğrenciye okul oyununda yer verilmiştir.

Every student took part in the school play. (Her öğrenci, hepsi)

Her öğrenci okul oyununda yer almıştır.

"Hepsi, tümü" anlamım verdiği için every, "almost, nearly, practically" gibi sözcüklerle kullanılabilir. Each bu biçimde kullanılmaz.

With his brilliant scores in the exams, he caught the attention of almost every teacher at the school, (...almost all the teachers at the school)

Sınavlardaki yüksek puanlarıyla, okuldaki hemen hemen her öğretmenin ilgisini çekti;

One/only one, each ve every specific bir isimle "of lu tamlamada kullanılabilir. Bir grubun içinden biri, her biri ifade edildiği için bu isim mutlaka sayılabilir çoğul bir isimdir. Ancak fiil yine tekildir.

One of the students was late today.

Only one of my students got a low grade in the exam.

Öğrencilerden bir tanesi bugün geç kalmıştı.

Sınavda sadece bir öğrencim düşük bir not aldı.

Everyone, herkes anlamına gelen belgisiz zamirdir. Every one of ise bir grubun içindeki öğelerin her biri anlamında kullanılır.Bitişik yazılan everyone ile every one of + plural noun arasındaki ayrıma dikkat ediniz.

Everyone wants to live in comfort.

Herkes rahat yaşamak ister.

Every one of the students has to take this exam.

Öğrencilerin her biri bu sınavı almak zorundadır.

Each one of the children is going to be given a prize. (Each of the children is)

Çocuklardan her birine bir ödül verilecek.

One/only one, each (one) ve every one sözcüklerini of + us, them, you, these, those biçiminde kullanabiliriz.

There are many contestants. One of them is going to be the winner.

Birçok yarışmacı var. Onlardan biri kazanacak.

Each of us/you/them yerine we/you/they each kullanabiliriz. Bu durumda fiil çoğul olur. Yardımcı fiil yoksa each, özne ile yüklem arasında; yardımcı fiil varsa, yardımcı fiil ile yüklem arasında yer alır.

Each (one) of you is responsible for the situation.

Durumdan her biriniz sorumlusunuz.

Every one of us must help him.

Her birimiz ona yardım etmeliyiz..

Each of them has received a prize.

They have each received a prize

Her biri bir ödül aldı.

Her biri bir ödül aldı

Each of us has a duty. = We each have a duty.

Each of you has a duty. = You each have a duty.

Each of them has a duty. = They each have a duty

Her birimizin görevi var.

Her birinizin bir görevi var.

Her birinin bir görevi vardır.

Every zaman sözcükleriyle de kullanılır: every day, every year, every summer, etc. Zaman sözcükleriyle each de kullanılır, ancak each sadece "günden güne (her gün) yıldan yıla(her yıl)" gibi, değişen ya da tekrarlanan durumları ifade ederken kullanılır. Her iki saatte bir, dört yılda bir gibi ifadeler için sadece every kullanılır: every two hours, every four years, etc.

Most people buy a newspaper every day.

Çoğu kişi her gün bir gazete satın alır.

We try to go to the cinema every week.

Her hafta sinemaya gitmeye çalışırız.

A great number of people are added to Istanbul's already big population every day/each day.

Her gün / her gün İstanbul'un zaten yüksek olan nüfusuna çok sayıda insan katılıyor.

Elections are held every four years in Turkey,

Her yaz / her yaz aynı sahil beldesine gidiyoruz.

Elections are held every four years in Turkey,

Seçimler Türkiye'de her dört yılda bir yapılır,

These tablets should be taken every six hours,

Bu tabletler her altı saatte bir alınmalıdır,

OTHER EXPRESSIONS OF QUANTITY - DİĞER MİKTAR BELİRLEYİCİLER

With countable plural nouns -Sayılabilir çoğul isimlerle

A number of (a group ofi, bir grup ... anlamındadır. Great, large, small gibi sözcüklerle bu grubun büyüklüğünü ifade edebiliriz.

a number of quite a few

a number of

a great/large/small number of

quite a few

a number of

numbers (two, three, etc.)

A number of students are waiting to see you.

A large/great number of peoplelive in poverty.

A number of students are waiting to see you.

Az sayıda insan Türkiye'de lüks hayat sürüyor.

A large/great number of peoplelive in poverty.

Çok sayıda insan yoksulluk içinde yaşıyor.

A great many/a good many, bir hayli, oldukça çok anlamındadır.

A great/good many peopleare in danger of being infected by the bacteria in the polluted water.

Pek çok insan kirli sudaki bakteriler tarafından enfekte olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

They have spent a great/good many years abroad, and now they have difficulty adapting to the customs here.

Yurtdışında harika uzun yıllar geçirdiler ve şimdi burada geleneklere uyum sağlamada zorluk çekiyorlar.

Quite a few,"oldukça çok sayıda, epeyce sayıda" anlamını verir. Belirtilen sayı çok fazla olmayabilir, ancak konuşmacının ifade etmek istediği "normalin, beklenilenin üzerinde bir sayı" dır.

We encountered quite a few Turkish people during our tour in Italy.

İtalya'daki turumuzda epeyce Türk insanıyla karşılaştık.

Quite a few students have shown interest in taking part in organizing the event.

Oldukça az sayıda öğrenci, etkinliğin organizasyonuna katılmaya ilgi gösterdi.

Quite a few of my old university friends have moved to different countries since graduating.

Eski arkadaşlarımdan epecye bir kısmı mezun olduktan sonra farklı ülkelere taşındılar.

Quite a few ve a great/good many, bazen of + plural noun ile kullanılabilir. İki ve ikiden büyük rakamların hepsini sayılabilir çoğul isimlerle kullanabiliriz. Eğer specific bir isim kullanıyorsak, rakamdan sonra of gelir.

Three students were late for the class this morning.

Bu sabah üç öğrenci derse geç kaldı.

Three of my students were late for the class this morning.

Öğrencilerimden üç tanesi derse bu sabah geç kaldı.

With uncountable nouns - Sayılamayan isimlerle kullanımı

a large

a great

a small amount of

A large

a small quantity of a good

A great deal of

A large (great) amount of/a large quantity of, çok miktarda; a small amount of/a small quantity of, az miktarda anlamında kullanılır.A good/great deal of ise bir hayli, oldukça çok anlamını ifade eder.

A great amount of money is being spent on arms.

Silahlar için büyük miktarda para harcanıyor.

Try to put a small amount of money aside every month for the future.

Gelecek için her ay bir miktar para ayırmayı deneyin.

To start a new business in these economic situations takes a great/good deal of courage.

Bu ekonomik koşullarda yeni bir işe başlamak için büyük bir cesaret gerektirir.

With both countable plural and uncountable nouns - Hem sayılabilen hem sayılamayan isimlerle kullanımı

Hardly any ve almost no "hemen hemen hiç" anlamına gelir. A friend of mine, some relatives of hers, etc. gibi yapılarda, of dan sonra possessive noun/pronoun (mine, yours, hers, ours, his, Ayşe's, my father's, my sisters', etc.) kullanılır.

There were hardly any/almost no objections to our proposal.

Teklifimize hemen hemen hiç itiraz yapılmadı.

She had hardly any/almost no money on her, so she couldn't eat lunch out.

Hemen hemen hiç parası yoktu, bu yüzden öğle yemeğini yiyemiyordu.

a friend of mine

one of my friends

some friends of my sister's

some of my sister's friends

two relatives of hers

two of her relatives

friend of my brothers'

one of my brothers' friends

An old friend of mine is coming to see me tomorrow.

Eski bir arkadaşım yarın beni görmeye geliyor.

Some students of hers are very clever.

Onun bazı öğrencileri çok zeki.

Many friends of his are living abroad.

Onun pek çok arkadaşı yurt dışında yaşıyor.

A friend of my brothers' is helping them in the shop.

Kardeşlerimin bir arkadaşı dükkanda onlara yardım ediyor.