CAUSATIVES = ETTİRGEN ÇATI KONU ANLATIMI

Turkce karsılığı ettirgen catı olan causative, İngilizce'de have, get ve make fiilleriyle elde edilir.

Üçüde anlamca birbirine yakın olmalarına rağmen, aralarında kucuk farklar vardır.

 

  1. Have

 

Daha cok kisinin doğal gorevi olan bir isi yaptırmak anlamında kullanılır: tamirciye araba tamir ettirmek, terziye elbise diktirmek vb. gibi.

 

Yesterday, I had the mechanic repair my car.

Dün arabamı tamirciye tamir ettirdim.

I will have the plumber fix the leak tomorrow.

Yarın sızıntıyı tesisatçıya tamir ettireceğim.

I have had my tailor make a wonderful dress.

Terzime harika bir elbise diktirdim.

 

Ancak, bu tur cumlelerde genellikle isi yapan kisi değil, isin yapılması onemlidir. Bu durumda,

isi yapan kisiyi belirtmeden sadece yapılan isi ifade edebiliriz.

 

Yesterday, I had my car repaired (by the mechanic.)

Dün arabamı tamir ettirdim.

I will have the leak fixed tomorrow (by the plumber.)

Yarın sızıntıyı tamir ettireceğim.

I have had a wonderful dress made (by my tailor.)

Harika bir elbise diktirdim.

 

  1. Get

Genellikle, birini ikna ederek bir is yaptırmak anlamını ifade eder.

 

My mother is a good tailor, but she doesn't sew any more. I want to get her to make me a dress for my graduation ball.

Annem iyi bir terzidir ama artık dikemiyor. Mezuniyet balosu için bir elbise yaptırtmasını istiyorum.

She is rather lazy. She always gets her sister to clean their room.

O oldukça tembeldir.Odalarını her zaman kız kardeşine temizletir.

 

İsi yapan kisiyi belirtmeden, yapılan isi ifade etmek icin asağıdaki kalıbı kullanırız.

 

I want to get a dress made for my graduation ball.

Mezuniyet balosu için bir elbise yaptırmak istiyorum.

I got a composition written for me (by my friend.)

Benim için yazılmış bir kompozisyon var.

She always gets their room cleaned (by her sister.)

O her zaman odalarını temizlettirir.

 

 

Get something done ile have something done arasında onemli bir fark yoktur ve birbirinin

yerine kullanılabilirler. Get something done Informal English'de daha yaygın kullanılır.

  1. Make

Birine zorlama ile bir is yaptırmak anlamını ifade eder.

 

I made my son do his homework before he went outside to play.

Oğluma dışarı oynamaya çıkmadan önce ödevini yaptırdım.

The film made us laugh a lot.

Film bizi çok güldürdü.

His broken leg made him stay in bed for a month.

Kırılan bacağı onun bir ay yatakta yatırdı.

 

Make'in passive bicimi, get ve have'in passive biciminden (get/have something done) farklıdır. Passive anlam icin make'in kendisi passive'e dönüştürülür.

 

The film made me cry. (active)

I was made to cry by the film, (passive)

Film beni ağlattı.

Film yüzünden ağladım.

His friends made him laugh during the class, (active)

He was made to laugh by his friends during the class, (passive)

Arkadaşları ders sırasında onu güldürdü.

O güldürüldü.(Arkadaşları tarafından ders sırasında.)

 

 

Make + noun/pronoun kalıbından sonra, fiil kullanmadan direk sıfat da gelebilir. Bu kullanım get ve have ile mumkun değildir.

 

His coming late made me feel angry.

His coming late made me angry.

Onun geç gelmesi beni kızgın hissettirdi.

Onun geç gelmesi beni kızdırdı.

Her strange behaviour makes everybody feel surprised.

Her strange behaviour makes everybody surprised, (surprised burada bir sıfattır.)

Onun tuhaf davranışları herkesi şaşırtıyor

Onun tuhaf davranışları herkesi şaşkına çevirdi.

The good news made me feel relieved.

The good news made me relieved, (relieved burada bir sıfattır.)

İyi haberler beni rahatlattı.

İyi haberler beni rahatlattı.

 

  1. Have with a passive meaning

Have fiilini bazı passive cumlelerin ifade ettiği anlamı vermek icin de kullanabiliriz.

He had his wallet stolen on the train on his way to Ankara.

Ankara'ya giderken trende cüzdanını çaldırdı.

His wallet was stolen on the train on his way to Ankara.

Ankara'ya giderken trende cüzdanı çalındı.

 

Bu iki cumle yapı olarak farklı olmalarına karsın, aynı anlamı ifade etmektedir.

They had their house broken into last week.

Their house was broken into last week.

Geçen hafta içerisinde onların evi yıkılmıştı.

Onların evi geçen hafta içerisinde yıkıldı.

Your hair might have your hair damaged while getting it permed.

Your hair might be damaged while it is being permed.

Saçın perma edilirken zarar görmüş olabilir.

 Saçın perma yapılırken zarar görmüş olabilir.