PAST PERFECT TENSE ‘’MIŞLI GEÇMİŞ ZAMAN’’

Past Perfect Tense Türkçe'de "miş"li geçmiş Zamanın karşılığı olarak kullanılabilir. Geçmişte olan iki olaydan, daha önce olanını ifade ederken bu tense'i kullanırız. Bir işin geçmişte bir tarihten daha önce yapılmış olduğunu ingilizce olarak anlatmak istersek past perfect tense cümle kurmamız gerekir.’’ Cümle kuruluşlarında olumluysa had yada olumsuzsa hadn’t takısı alır her tür cümlede fiili V3 yada ‘’ed’’ takısı almış haliyle kullanırız.Past tense deki düzenli fiiller için geçerli kurallar bu tense de de geçerlidir yani fiilin son harflerine göre ‘’ed’’ takısı ‘’ied,d,ed’’ olabilir Past tense ile karıştırılmamalıdır.Örneğin , past tense ile bir cümle kurarken çalıştım derken bu tense’de çalışmıştım deriz Cümleler bazen ‘’mamıştı,mıştım’’ yerine ‘’masaydım ,’’seydim ’’ olarak da çevirilebilir örneğin çalmasaydım gitmeseydim ,’’

 

A)   OLUMLU CÜMLE KURULUŞU : AFFIRMATIVE SENTENCES

I

Had or ‘d

Verb v3 or ed,ied,d

Object

Time

You

Had or ‘d

Verb v3 or ed,ied,d

Object

Time

We

Had or ‘d

Verb v3 or ed,ied,d

Object

Time

They

Had or ‘d

Verb v3 or ed,ied,d

Object

Time

He

Had or ‘d

Verb v3 or ed,ied,d

Object

Time

She

Had or ‘d

Verb v3 or ed,ied,d

Object

Time

It

Had or ‘d

Verb v3 or ed,ied,d

Object

Time


ÖRNEKLER

I had finished my work.

İşimi bitirmiştim.

1 had already seen this film

Bu filmi zaten görmüştüm

The baby had cried till the morning.

Bebek sabaha kadar ağlamıştı.

My mother had married before I borned.

Annem ben doğmadan önce evlenmiş

I had read that book before.

Bu itabu daha önce okumuştum

I had gone before you came.

Sen gelmeden ben gitmiştim

My father had given me money before my holiday

Tatilden önce babam bana para vermişti

 I had been to the U.S. once before.

Daha önce bir kez amerika’da bulunmuştum

B)      OLUMSUZ CÜMLE KURULUŞU : NEGATIVE SENTENCES

I

Had not or hadn’t

Verb v3 or + ed,ied,d

Object

Time

You

Had not or hadn’t

Verb v3 or + ed,ied,d

Object

Time

We

Had not or hadn’t

Verb v3 or + ed,ied,d

Object

Time

They

Had not or hadn’t

Verb v3 or + ed,ied,d

Object

Time

He

Had not or hadn’t

Verb v3 or + ed,ied,d

Object

Time

She

Had not or hadn’t

Verb v3 or + ed,ied,d

Object

Time

It

Had not or hadn’t

Verb v3 or + ed,ied,d

Object

Time


ÖRNEKLER

I had not studied English before ı moved to New York.

New york’a taşınmadan önce ingilizce çalışmamıştım.

Rachel hadn't lost hope, and in the end she found her baby.

Rachel umudunu yitirmemişti ve sonunda bebeğini buldu

Christian had never been to an opera before last night.

Christian dün geceden önce hiç operaya gelmemişti/bulunmamışdı

I was  in shock because i had never thought about that before.

Şok içerisindeydim çünkü hiç böyle birşey hakkında düşünmemiştim

We hadn't prepared at all before we took that test.

Bu testi olmadan önce herşeyi hazırlamamıştık

Samantha hadn’t had Time to explain her side of the story.

Samanta’nın kendi tarafından hikayeyi açıklayacak vakti olmamıştı

Jennifer hadn’t spoken to you about you

Jennifer senin hakkında konuşmamıştı

They had never eaten a Indian meal

Daha önce hiç hindistan yemeği yememişlerdi.

 

C)      SORU CÜMLESİ KURULUŞ  : INTERROGATIVE SENTENCES          

Had or negative hadn't

I

Verb v3 or ''ed,ied,d''

Object

Time

Had or negative hadn't

You

Verb v3 or ''ed,ied,d''

Object

Time

Had or negative hadn't

We

Verb v3 or ''ed,ied,d''

Object

Time

Had or negative hadn't

They

Verb v3 or ''ed,ied,d''

Object

Time

Had or negative hadn't

He

Verb v3 or ''ed,ied,d''

Object

Time

Had or negative hadn't

She

Verb v3 or ''ed,ied,d''

Object

Time

Had or negative hadn't

It

Verb v3 or ''ed,ied,d''

Object

Time

 

ÖRNEKLER

Had Susan ever studied Thai before she moved to Thailand?

Suzan Tayland’a taşınmadan önce hiç Tayca çalışmış mıydı?

What had they said that made him so angry?

Onlar ne demişlerdi de onu bu  kadar sinirlendirdi?

Had you ever seen your wife before you married?

Evlenmeden önce hiç eşini görmüş müydün?

Had the film started before we reached cinema.

Sinamaya vardığımızda film başlamış mıydı?

Hadn’t you seen me when i visited your mother

Anneni ziyarete geldiğimde beni görmemiş miydin?

Had Adam ever spoken to the press before he was fired?

Adam kovulmadan önce basına hiç honuşmuş muydu?

Had you finished your homework ?

Ödevini bitirmiş miydin?

Had you liked me when we first meet?

İlk görüştüğümüz de beni beğenmiş miydin?

 

GENELDE KULLANILDIĞI YERLER

a)      When,before,after,by the time,  gibi zaman bağlaçlarında çok kullanılır 2 farklı zaman arasındaki olayları anlatırken

He had lost himself after he lost her wife

Eşini kaybettikden sonra kendini kaybetmişti

By the Time he married, he had written 6 books.

Evleninceye kadar 6 kitap yazmıştı

They had lived in Italy for twelve years before they moved to England.

Ingiltereye taşınmadan önce 12 yıl Italya’da yaşamışlardı

I had seen Martin before he get lost

Kaybolmadan önce Martin’i görmüştüm

The flovers hadn't bloomed when my son borned. 

Oğlum doğduğunda çiçekler açmamıştı. 

 

b)      If, I wish, if only, would rather, as if gibi dilek ,temenni, pişmanlık duyulan  cümlelerde kullanılabilir

 I wish I hadn't sold that car.

Keşke o arabayi satmasaydım

I wish i hadn't stolen the money.

Keşke parayı çalmasaydım

You've broken the vase. If only you'd been more careful! 

Vazoyu kırdın. Keşke daha dikkatli olsaydın

If the police hadn’t arrived on Time, I don’t know what I would have done.

Polis Zamanında gelmeseydi ne yapardım bilmiyorum

I’d rather you hadn’t done that.

Onu yapmasaydın daha iyi olurdu

 

c)       Dolaylı anlatımlarda kullanılabilir yani başkası adına konuşmakta.

She said she had bought a car

Yeni bir araba aldığını demişti

She said she had taken English lessons before

Daha önce ingilizce dersi aldığını söylemişti

Helen said that she had broken his heart

Helen onun kalbini  kırdığını söyledi

Julie said, "I'm sorry. I hadn't expected to see you.

Julie seni görmeyi beklemediğini söyledi

 

d)      Geçmişte olan bir olayı anlatırken daha önce olmuş olanı belirtmek için  kullanılabilir.

She explained that she had made an important discovery.

Önemli bir buluş yaptığını açıkladı

I realized that my money had been stolen.

Paramın çalındığını farkettim

I understood that he had eaten nothing for a day.

Bütün gün hiçbir şey yemediğini anladım.